Kurban, ‘kurb’
(yakın) kökünden, yani ‘Allah’a yakınlaşma’ anlamının doğrudan uzantısı olarak,
Allah’a yakın olma fiili biçiminde anlamlandırılmalıdır. Kurban kelimesinin
direk geçtiği, “Allaha yakınlık” anlamında kullanıldığı Ahkaf Suresi 28. ayet:
Fe lev lâ
nasare humullezînettehâzu min dûnillâhi kurbânen âliheh(âliheten), bel dallû anhum, ve
zâlike ifkuhum ve mâ kânû yefterûn.
Allah'tan
başka, kendilerine (Allâh
yanında) yakınlık sağlamak için tanrı edindikleri
şeyler, kendilerine yardım etselerdi ya! Hayır, (tanrıları), onlardan kaybolup
gittiler. İşte onların yalanları ve uydurmaları budur. 46/AHKÂF-28
Allah’ın
yanında yakınlık sağlamak
için edindikleri ilahlar, onlara yardım etseydi ya!
Bu ayetin genel
anlamı, Allah’a yaklaşmak için edinilen ‘yedek’ ilahların/tabi olunan hoca
efendilerin, papazların, rahiplerin sorgulanışı biçiminde karşımıza
çıkmaktadır. Allah’a yaklaşma/kurban eyleminin bu biçimde oluşamayacağı gözler
önüne serilmektedir.
Bu ayetten
anlaşılıyor ki Allah yanında KURB (yakınlık) isteyenlerin sadece Allah’ın
sağladığı kurbanları seçmeleri gerekiyor.
Kurban olayı
sanıldığı gibi Hz. İbrahim’le başlamış bir olay değildir. Olay çok daha
eskilere, Âdem ile Havva’ya kadar uzanır.
Bu sûretle
onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret
yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar.
Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir
düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.. 7/A'RÂF-22
Âdem ve Havva,
Şeytana uyup yasak Ağacın meyvesini tattıklarında avret yerleri kendilerine
görünür ve cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye çalışırlar. Âdem ile Havva
günah işlemişlerdi ve bu eylemlerinden dolayı Tanrıdan uzaklaşmışlardı. Tanrıdan
uzaklaşmak ölüm demektir. Tüm varlıklar Tanrının varlığıyla hayatlarını
sürdürür, O’ndan aldıkları güçle hayatta kalırlar. Tanrıdan uzaklaşmak ölümdür.
Yüce Allah
kendi yarattığı insanı kurtarmak istiyordu. Âdem ve Havva yaptıklarından pişman
olup Allahtan af diliyorlar Araf suresi 23. ayette okuduğumuz gibi:
Dediler ki:
“Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan
mutlaka ziyan edenlerden oluruz. 7/A'RÂF-23
Bu
itaatsizlikleri onları Allah’tan uzaklaştırmıştı ve bunun sonucu kesin ölümdür
ama Yüce Tanrı onlara yaşam için ikinci bir şans verir.
Allah:
Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme
ve faydalanma vardır, buyurdu. Orada yaşar, orada ölür, oradan çıkarılırsınız. 7/A'RÂF-24,25
Yüce Rab’imiz
Âdem ile Havva’yı dünyaya yerleştirir ama cennetten çıkarılmadan önce Allah,
avretlerini örtmek için deriden elbiseler yapıp onlara giydirir:
Yaratılış
3:21 RAB Tanrı Adem'le
karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi.
İlk kurban Tanrı tarafından kesilmiştir. Kutsal Kitap'a
göre atalarımız Adem ile Havva günah işleyince birden çıplak olduklarını
gördüler. Bu çıplaklık, günahın beraberinde getirdiği güvensizlik ve utanç
duygularıydı. Tanrı Sözü şöyle yazar: "Rab Allah Adem ile karısı için deriden kaftan
yaptı ve onlara giydirdi.." Deriden kaftan yapılması için bir hayvan kesilmesi
gerekiyordu. Tanrı böylece Adem ile Havva'nın fiziksel çıplaklığından ziyade
onların günahını, ruhsal çıplaklığını örtmek için bir hayvanın kanını akıttı.
Böylece Âdem ve
Havva’nın günahı yüzünden ilk “Kurban” verilmiş oldu. Derisinden elbise
yapılması için bir koç ölmüştü. Âdem ve Havva bu elbiseyi kabul ederek Allaha
tekrar yakınlaşmanın ilk adımını atmış oldular. Âdem ve Havva ölümü hak
etmişti; ama onların yerine koç ölmüş ve onlar Allah’a tekrar yakınlaşma
yolunda ilk adımı atmış oldular.
Koçun ölümü
Âdem ve Havva’nın günahını örttü. Onların artık Allah’tan utanmalarına ve
saklanmalarına gerek yoktu. Artık çıplak değildiler. Allah, Âdem ve Havva için
deriden elbise yapıp onlara giydirdi.
Bunların olması
için bir koçun kurban edilmesi gerekiyordu. Ama bu koç suçsuzdu. Koç
günahkârların yerine öldü. Âdem ile Havva’nın tekrar Allaha yakınlaşmak için,
daha doğrusu o yolda ilk adım atılması için bir koç ölmüştü.
Birçok insan da
Âdem ve Havva gibi yanlışlar yapar ve günahlarını Allahtan saklamaya
çalışırlar. Yaptıkları iyi işler sayesinde Allah’ı etkileyeceklerini
düşünürler, verdikleri bağışlar ve yaptıkları iyi işler sayesinde Allaha yakın
olacaklarını zannederler.
Kutsal yazılar
insanın kurtuluşu için tek bir yol olduğunu söyler: Allah affedendir, Allahın
yolunu seçmeyen günahıyla ölecektir.
Yeryüzünde
Allaha yakınlık için sürekli kurbanlar sunulduğunu okuyoruz Kutsal Kitaplardan.
Yeryüzünde ilk kurbanı kim sunmuş ve sunduğu kurban neydi ve neyi amaçlıyordu?
Kuran’dan
okuyoruz:
Onlara, Âdem'in
iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi
de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul
edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), «Andolsun seni öldüreceğim» dedi.
Diğeri de «Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder» dedi (ve ekledi:) 5/MÂİDE-27
Yüce Allah bu
ayette Kabil ve Habil'i anlatıyor. Kabil ve Habil ikisi de kurban sunuyorlar
yüce Allah’a ama sadece Habil'in kurbanı kabul ediliyor, Kabil'inki edilmiyor.
Fena halde içerleyen Kabil "Seni öldüreceğim.' deyince Habil de
"Allah sadece takva sahiplerinden kurban kabul eder.' diyor.
İlk bakışta
sanki Kabil’e haksızlık edilmiş gibi görünüyor! İki kardeş Tanrıya kurban
sunmuş birisinin kurbanı kabul edilmiş diğerininki ise reddedilmişti! Kurbanı
kabul edilmeyen Kabil isyan ediyor ve kardeşini öldürüyor. Allah neden Kabil’in
kurbanını kabul etmemiş? Habil bunu açıklıyor: “Diğeri de «Allah ancak takvâ
sahiplerinden kabul eder» dedi” Habil
“takva” sahibiydi demek ve sunduğu kurban “takva” sahiplerinin sunacağı kurban
olmalıydı ki Tanrı kurbanı kabul etmiş. Habil Takva sahiplerinin sunduğu
kurbanı sunmuş ve Tanrı bu kurbanı kabul ederek Habil’in ‘yakın’laşma isteğini
onaylamış.
Peki, Habil’in
kurbanı neydi? Kuran, kurbanların neler olduğunu yazmıyor ama aynı olay
Tevrat’ta daha ayrıntılı olarak geçiyor. Tevrat’tan Kabil’le Habil’in sunduğu
kurbanların neler olduğuna bakalım. Tevrat, Yaratılış bölümünden okuyoruz:
Yar 4:1 Adem karısı Havva ile yattı. Havva
hamile kaldı ve Kayin'i doğurdu. "RAB'bin yardımıyla bir oğul dünyaya
getirdim" dedi.
Yar 4:2 Daha sonra Kayin'in kardeşi Habil'i
doğurdu. Habil çoban oldu, Kayin ise çiftçi.
Yar 4:3 Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın
ürünlerinden RAB'be sunu getirdi.
Yar 4:4 Habil de sürüsünde ilk doğan
hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. RAB Habil'i ve
sunusunu kabul etti.
Yar 4:5 Kayin'le sunusunu ise reddetti. Kayin
çok öfkelendi, suratını astı.
Yar 4:6 RAB Kayin'e, "Niçin
öfkelendin?" diye sordu, "Niçin surat astın?
Yar 4:7 Doğru
olanı yapsan, seni kabul etmez miyim? Ancak doğru olanı yapmazsan, günah kapıda
pusuya yatmış, seni bekliyor. Ona egemen olmalısın."
Kuran’da özetle
anlatılan konu Tevrat’ta ayrıntılarla geçiyor. Habil çoban olmuş, kardeşi Kabil
(Tevrat’ta Kayin olarak geçiyor) ise çiftçi. Kabil, ‘toprağın ürünlerinden
RAB'be sunu’ (kurban) getirmiş.
Habil ise; ‘ilk doğan hayvanlardan bazılarını’ sunmuş.
Demek ki
‘takva’ sahiplerinin sunduğu sunu, Allah tarafından kabul edilen kurban,
Allahın sağladığı bir ‘can’ olmalı. Kabil, kendi emeğinin ürününden sunu
sunmuş, bir anlamda kendi çabasıyla kendi alın teriyle yakınlaşmak istemiş
Tanrıya ama Allah bunu kabul etmemiş. ‘Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez
miyim?’ diyor Rab. Doğru olan
Habil’in kurbanıydı; Habil Allahın verdiği canı kurban olarak sunmuş; başka bir
değişle, Tanrıya ancak O’nun rahmetiyle O’nun vereceği ‘can’ın aracılığıyla
yakınlaşacağını anlamış ve onun kurbanı Tanrı tarafından kabul edilmiş.
Şimdi herkes
tarafından çok iyi bilinen bir kurban örneğine bakalım. Bu önemli örnek, Hz.
İbrahim’in oğlunu kurban etme girişimidir. Bunun üzerine Tanrı’nın sağladığı
bir can’ı keserek Tanrıya yakınlaşma ifade edilirken, maalesef günümüz
toplumları bu ayetlerin anlamını düşünmekten uzaklaşmış, çarpık bir yozlaşmanın
esareti altında, o kadar geniş kapsamlı bir ifadenin içinden, hayvan ifadesini
cımbızlayarak, ‘Kurban eylemini, hayvan kesme ritüeli’ kılıfına sokmuşlardır.
Hz. İbrahim
Allah’ın dostu olarak bilinir:
Kimin dini,
iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine
tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost edindi. 4/NİSÂ-125
Allah, İbrahim’i
dost edinmiş ve şüphesiz onun aracılığıyla tüm insanlığa Allah’a yakınlaşmanın
yolunu, kurtuluşun yolunu göstermişti.
Bir gün Allah
İbrahim’e şöyle dedi:
Yar 22:1-2 Daha sonra Tanrı İbrahim'i denedi.
"İbrahim!" diye seslendi. İbrahim, "Buradayım!" dedi.
Tanrı, "İshak'ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git"
dedi, "Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu* olarak
sun."
Daha ayrıntılı
bilgi için Tevrat’ı, Hz. Musa’nın kitabını okuyabilirsiniz.
Kuranda aynı
olay şöyle anlatılıyor:
Onunla birlikte
çalışma çağına varınca, 'Oğlum,' dedi, 'Rüyamda seni boğazlamam gerektiğini
görüyorum. Ne düşünüyorsun?' 'Babacığım,' dedi, 'Sana emredileni uygula. ALLAH
dilerse beni sabırlı bulacaksın. 37/SÂFFÂT-102
Hz. İbrahim’in
oğlu günahlımıydı? Kesinlikle! Her insan günahkârdır. Kuran’ı Kerim şöyle der:
Hayır! (İnsan)
Allah'ın emrettiğini yapmadı. 80/ABESE-23
Hz. İbrahim’in
oğlu da günahkârdı. Günahkârlar Allahın huzurunda kalamazdılar bu yüzden
ölmeliydiler. Ama Allah, tüm insanları olduğu gibi İbrahim ve oğlunu seviyordu.
Ve yaşlı peygamber bıçağını kaldırıp oğlunu boğazlayacağı an, Allahın meleği
görünüp Hz. İbrahim’i durdurdu. Ardından İbrahim şu sözleri işitti:
Yar 22:11 Ama RAB'bin meleği göklerden,
"İbrahim, İbrahim!" diye seslendi. İbrahim, "İşte
buradayım!" diye karşılık verdi.
Yar 22:12 Melek, "Çocuğa dokunma"
dedi, "Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik
oğlunu benden esirgemedin."
Yar 22:13 İbrahim çevresine bakınca, boynuzları
sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu
yakmalık sunu olarak sundu.
Kuran’ı Kerim
şöyle der:
Ve ona büyük
bir kurbanı fidye (oğluna karşı bedel olarak) verdik. 37/SÂFFÂT-107
Kuran Ve
Tevrat’tan okuduğumuz olayı biraz düşünelim.
Allah, gökten
bir koç gönderiyor ve İbrahim’in oğlu yerine Allahın verdiği koç ölüyor.
İbrahim çok zengin bir adamdı. Binlerce devesi, öküzleri, koyunları vardı. Ama
oğlunun hayatını kurtarmak için Allah’ın verdiği canı kurban olarak kabul etmek
zorundaydı.
Hz. İbrahim,
oğlunun hayatta kalması için Allah’a itaat ederek koçu, kurbanlık kuzuyu kabul
etti. Allahın isteğini yerine getirdiği için ‘Allaha itaat edenlerin babası’
olarak bilinir. Tüm insanlık Hz. İbrahim’in seçtiği yoldan gitmeli. Hiç kimse
kedi çabasıyla kendi gücüyle Allah’a yakın olamaz. Ancak ve ancak yüce Allah’ın
rahmetiyle, O’nun sağladığı kurbanla ona yakınlaşırız ve varlığımızı
sürdürebiliriz.
Kuran’da İbrahim’le
ilgili şunu okuruz:
İbrahim, ne
yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir
müslüman idi; müşriklerden de değildi. 3/ÂLİ
İMRÂN-67
Kim
‘Müslüman’ım (Allaha teslim oldum) diyorsa Hz. İbrahim’in yolundan gitmelidir.
İbrahim’in sayısız hayvanları vardı ama Allah’ın sağladığı ve insan yerine ölen
kurbanı kabul etmeliydi.
Kurban
bayramını kutlayarak Allah’ın sağladığı değerli kurbanı hatırlarız. Allah’ın
İbrahim’e sağladığı kurban büyüktü! Büyük derken hacim olarak büyük anlamını
kastetmiyoruz. Türkçeye ‘büyük’ olarak tercüme edilen kelime Arapça ‘azîm’ kelimesidir.
Ve fedeynâhu bi
zibhın azîm.
Ve ona büyük bir kurbanı fidye (oğluna karşı bedel
olarak) verdik.. 37/SÂFFÂT-107
Aynı kelime
‘ayet-el kürsi’ de geçer.
Allâhu lâ ilâhe
illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu), lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm(nevmun),
lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard(ardı), menzellezî yeşfeu indehû illâ bi
iznih(iznihî) ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in
min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard(arda), ve lâ
yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul
azîm.
Allah, O'ndan
başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de
uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında
kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na
hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun
ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine
alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür. 2/BAKARA-255
Bu ayetten
anlaşılacağı gibi Arapça da ‘azim’ kelimesinin karşılığı Türkçe de ‘Büyük, Yüce, Ulu’dur’ Allah, O'ndan başka tanrı yoktur;
O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor
gelmez. Ve, O, yücedir, büyüktür yani AZİM’dir.
Nasıl olurda bir koç ‘azim’ olabilir! Şüphesiz Allah’ın azameti her şeyden
üstündür. Allah’ın sağladığı kurbanın azamet’ini ilerleyen satırlarda daha iyi
anlayacağız.
Demek ki
Allah’ın sağladığı ‘KURBAN’ büyük, yüce bir kurbandı. Şüphesiz koç, koyun, kuzu
hepsi günahsız yaratıklar olup günahsızlığı temsil ederler. Allah’ın İbrahim’e
sağladığı koç ne kadar büyük, ne kadar yüce olabilir? Hangi hayvan bir insanın
canına eş ya da bedel olabilir? Yüce Allah, İbrahim’in oğluna karşılık bir
koç’u fidye olarak veriyor, feda ediyor. İyide bir koç bir insanın yerini
alabilir mi? Alsa bile o koçun günahı neydi ki insanın yerine ölsün! Nasıl
olurda bir koç ‘azim’ ulu, yüce olarak benim canıma bedel olabilir?
Tevrat’ta
İsrail oğullarının günahlarından bağışlanmaları için temiz bir hayvanı kurban
etmeleri konusu geçer. Yılda bir yapılan dini ayinlerde tüm günahlarına
karşılık temiz kusursuz bir havanı kurban olarak sunarlardı.
Tevrat’tan,
Musa’nın kitabı, Levililer bölümünden okuyoruz:
Lev 16:15 "Bundan sonra, halk için günah
sunusu olarak tekeyi kesecek. Kanını perdenin arkasına götürecek. Boğanın
kanıyla yaptığı gibi tekenin kanını da Bağışlanma Kapağı'nın üzerine ve önüne
serpecek.
Lev 16:16 Böylece En Kutsal Yer'i İsrail
halkının kirliliklerinden, isyanlarından, bütün günahlarından arındıracak.
Buluşma Çadırı için de aynı şeyi yapacak. Çünkü kirli insanların arasında
bulunuyor.
Burada da bir
hayvanın kanı En Kutsal Yer'i İsrail halkının kirliliklerinden, isyanlarından,
bütün günahlarından arındırıyor! Aynı sorular tekrar karşımıza çıkıyor. Nasıl
bir havanın ölümü bir halk’ın günahlarına karşılık olabilir?
Tekrar İbrahim
ve Tanrı’nın sağladığı kurbana dönelim. Allah burada, dostu İbrahim’e insanın
kurtuluşu için kıymetli,
büyük, yüce bir hediyesinin
olduğunu göstermek istiyor. Tanrı, insanlar için beslediği sevgi ne büyük! Hz.
İbrahim’in oğlunu ölümden kurtaracak olan en değerli şeyi karşılıksız verdi.
İbrahim, Allah’ın sağladığı kurbanı kabul ederek oğlunu mutlak bir ölümden
kurtardı.
Allah’ın
yargısına göre bizim günahlarımız için ölmeye hazır olan tek varlık günahsız
Allah’ın KUZU’ sudur. Eğer Allah’ın Kuzu’sunu
reddedersek O’nun önünde günahkâr kalırız. Bu bizim için sonsuz ölümdür.
Fakat Allah
bizi kurtarmak istiyor, bizim günahlarımızı affetmek ve bizi sonsuz yaşama
kavuşturmak istiyor. Eğer bizde Hz. İbrahim’in yaptığını yapar Allah’ın
kurbanını kabul edersek, bizde İbrahim gibi gerçek Müslüman oluruz. Allaha
gerçekten inanan ‘hanif’ olarak adlandırılırız.
Allah’a
yakınlaşmak için, sosuz yaşama kavuşmak için Allah’ın kurbanını, Allahın
Kuzu’sunu, Allah’ın yüce, büyük armağanını kabul etmemiz şarttır. Yüce Allah
mükemmel ve adildir. Bize şefkatli bir Baba olarak yardım etmek ve bizi
günahlarımızdan kurtarmak istiyor.
Şimdi Allah’ın
Kuzu’sunu, bizi Tanrıya yaklaştıracak gerçek Kurbanı, günahsız, temiz yüce
kurtarıcıyı tanıyalım.
Yuhanna 1:29 Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine
doğru geldiğini görünce şöyle dedi: "İşte, dünyanın günahını ortadan
kaldıran Tanrı Kuzusu!
Yuhanna 1:36 Oradan geçen İsa'ya bakarak,
"İşte Tanrı Kuzusu!" dedi.
Kuran’ı Kerim
günahsız, tertemiz, kutsal olan tek bir kişiden bahseder:
Ben, ancak
Rabbinin bir elçisiyim, sana tertemiz bir oğul vermek için gönderildim. 19/MERYEM-19
Ve Allah bu
Oğul’u insanlığa rahmet kaynağı olarak sunuyordu:
Cebrail dedi
ki; «Allah ,söyle diyor: Bu iş benim için kolaydır. Bu olayı insanlara gücümüzü
kanıtlayan bir mucize ve
oğlunu da onlara rahmet kaynağı olarak sunmak istiyoruz. Bu olay
kesinleşmiş bir hükümdür.'' 19/MERYEM-21
Tertemiz ve
bizlere rahmet kaynağı olan Tanrı Kuzusu İsa’dır. İsa adının kelime anlamı ‘Kurtarıcıdır’
‘Meryem bir
oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından O kurtaracak’ (Matta 1:21).
İsa adının
kökeni İbranice’de Yehoşua’dır. Anlamı: Tanrı kurtarışı. Bu ad
insanlar tarafından seçilmedi. Tanrı bu ismi saptadı. Çünkü O, insanları
günahtan kurtarsın diye yeryüzüne gönderildi. Bu ad Arapça’da İsa’dır ve Türkçeye
geçmiştir.
Melekler
demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı
Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın
kendisine yakın kıldıklarındandır. 3/ÂLİ
İMRÂN-45
İsa aynı zamanda Mesih diye tanınır. Bu da İbranice Meşiya’dan gelir. Mesh olunmuş
anlamındadır. Hristos, ki Hıristiyan terimi bundan doğar,
aynı Ad’ın Yunancasıdır. İbranilerce gelişi beklenen ve tüm peygamberlerin
kesin açıklamalarda bulundukları Mesih’tir.
Tanrı onu insanların Kurtarıcısı olmaya atadı ve onayladı.
Yüz yıllar
boyunca insanların Tanrıya yakınlaşmak, bağışlanmak için sundukları kurbanlar
aslında gerçek Kurbanı işaret ediyordu. Tanrı tarafından atanan, mesh edilen
İsa Mesih yeryüzüne gelip bizim için Kurban oldu. Tanrıya yakın olmamız için
yapmamız gereken tek şey Tanrı’nın bize verdiyi Kurbanı kabul etmektir. Yalnız
bu yolla mutlak ölümden kurtulabiliriz.
Rom 5:8 Tanrı ise bizi sevdiğini şununla
kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.
Rom 5:9 Böylece şimdi O'nun kanıyla
aklandığımıza göre, O'nun aracılığıyla Tanrı'nın gazabından kurtulacağımız çok
daha kesindir.
İsa Mesih’in
kanı tüm insanları günahlarından temizlemiştir. Ancak O’nu kabul ederek
kurtulabiliriz.
İsa’yı yani
Kurtarıcımız, Tanrı tarafından bize verilen rahmet
kaynağını kabul ederek
Tanrıya yakınlaşırız ve sonsuz yaşama kavuşuruz. O, bizim için ölen, Tanrı
tarafından mesh edilen, atanan Kuzu’dur. O Allahın kuzusudur. O Kuzu’nun ölümü
bizi tekrar Tanrıya yakınlaştırmıştır. O’nun kurban edilişi ve bizim O’nu kabul
edişimiz bizi gerçek yaşama kavuşturur.
İsa şöyle
demişti:
İsa,
"Yol, gerçek ve yaşam Ben'im" dedi. "Benim aracılığım olmadan
Baba'ya kimse gelemez. Yuhanna
14:6
Gerçek Kurban
İsa’dır. O’nun aracılığı olmadan kimse Tanrıya gidemez. Tanrıya yakın olmamız
için, sonsuz yaşama kavuşmamız için yapmamız gereken tek şey Tanrının verdiği
Kurbanı kabul etmektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder