14 Ocak 2012 Cumartesi

Tanrı’ya Yakınlaşmak


Kurban, ‘kurb’ (yakın) kökünden, yani ‘Allah’a yakınlaşma’ anlamının doğrudan uzantısı olarak, Allah’a yakın olma fiili biçiminde anlamlandırılmalıdır. Kurban kelimesinin direk geçtiği, “Allaha yakınlık” anlamında kullanıldığı Ahkaf Suresi 28. ayet:

Fe lev lâ nasare humullezînettehâzu min dûnillâhi kurbânen âliheh(âliheten), bel dallû anhum, ve zâlike ifkuhum ve mâ kânû yefterûn.

 Allah'tan başka, kendilerine (Allâh yanında) yakınlık sağlamak için tanrı edindikleri şeyler, kendilerine yardım etselerdi ya! Hayır, (tanrıları), onlardan kaybolup gittiler. İşte onların yalanları ve uydurmaları budur. 46/AHKÂF-28

Allah’ın yanında yakınlık sağlamak için edindikleri ilahlar, onlara yardım etseydi ya!

Bu ayetin genel anlamı, Allah’a yaklaşmak için edinilen ‘yedek’ ilahların/tabi olunan hoca efendilerin, papazların, rahiplerin sorgulanışı biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Allah’a yaklaşma/kurban eyleminin bu biçimde oluşamayacağı gözler önüne serilmektedir.

Bu ayetten anlaşılıyor ki Allah yanında KURB (yakınlık) isteyenlerin sadece Allah’ın sağladığı kurbanları seçmeleri gerekiyor.

Kurban olayı sanıldığı gibi Hz. İbrahim’le başlamış bir olay değildir. Olay çok daha eskilere, Âdem ile Havva’ya kadar uzanır.

Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.. 7/A'RÂF-22

Âdem ve Havva, Şeytana uyup yasak Ağacın meyvesini tattıklarında avret yerleri kendilerine görünür ve cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye çalışırlar. Âdem ile Havva günah işlemişlerdi ve bu eylemlerinden dolayı Tanrıdan uzaklaşmışlardı. Tanrıdan uzaklaşmak ölüm demektir. Tüm varlıklar Tanrının varlığıyla hayatlarını sürdürür, O’ndan aldıkları güçle hayatta kalırlar. Tanrıdan uzaklaşmak ölümdür.

Yüce Allah kendi yarattığı insanı kurtarmak istiyordu. Âdem ve Havva yaptıklarından pişman olup Allahtan af diliyorlar Araf suresi 23. ayette okuduğumuz gibi:

Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. 7/A'RÂF-23

Bu itaatsizlikleri onları Allah’tan uzaklaştırmıştı ve bunun sonucu kesin ölümdür ama Yüce Tanrı onlara yaşam için ikinci bir şans verir.

Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu. Orada yaşar, orada ölür, oradan çıkarılırsınız. 7/A'RÂF-24,25

Yüce Rab’imiz Âdem ile Havva’yı dünyaya yerleştirir ama cennetten çıkarılmadan önce Allah, avretlerini örtmek için deriden elbiseler yapıp onlara giydirir:

Yaratılış 3:21  RAB Tanrı Adem'le karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi.

İlk kurban Tanrı tarafından kesilmiştir. Kutsal Kitap'a göre atalarımız Adem ile Havva günah işleyince birden çıplak olduklarını gördüler. Bu çıplaklık, günahın beraberinde getirdiği güvensizlik ve utanç duygularıydı. Tanrı Sözü şöyle yazar: "Rab Allah Adem ile karısı için deriden kaftan yaptı ve onlara giydirdi.." Deriden kaftan yapılması için bir hayvan kesilmesi gerekiyordu. Tanrı böylece Adem ile Havva'nın fiziksel çıplaklığından ziyade onların günahını, ruhsal çıplaklığını örtmek için bir hayvanın kanını akıttı. 

Böylece Âdem ve Havva’nın günahı yüzünden ilk “Kurban” verilmiş oldu. Derisinden elbise yapılması için bir koç ölmüştü. Âdem ve Havva bu elbiseyi kabul ederek Allaha tekrar yakınlaşmanın ilk adımını atmış oldular. Âdem ve Havva ölümü hak etmişti; ama onların yerine koç ölmüş ve onlar Allah’a tekrar yakınlaşma yolunda ilk adımı atmış oldular.

Koçun ölümü Âdem ve Havva’nın günahını örttü. Onların artık Allah’tan utanmalarına ve saklanmalarına gerek yoktu. Artık çıplak değildiler. Allah, Âdem ve Havva için deriden elbise yapıp onlara giydirdi.

Bunların olması için bir koçun kurban edilmesi gerekiyordu. Ama bu koç suçsuzdu. Koç günahkârların yerine öldü. Âdem ile Havva’nın tekrar Allaha yakınlaşmak için, daha doğrusu o yolda ilk adım atılması için bir koç ölmüştü.

Birçok insan da Âdem ve Havva gibi yanlışlar yapar ve günahlarını Allahtan saklamaya çalışırlar. Yaptıkları iyi işler sayesinde Allah’ı etkileyeceklerini düşünürler, verdikleri bağışlar ve yaptıkları iyi işler sayesinde Allaha yakın olacaklarını zannederler.

Kutsal yazılar insanın kurtuluşu için tek bir yol olduğunu söyler: Allah affedendir, Allahın yolunu seçmeyen günahıyla ölecektir.

Yeryüzünde Allaha yakınlık için sürekli kurbanlar sunulduğunu okuyoruz Kutsal Kitaplardan. Yeryüzünde ilk kurbanı kim sunmuş ve sunduğu kurban neydi ve neyi amaçlıyordu?

Kuran’dan okuyoruz:
Onlara, Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), «Andolsun seni öldüreceğim» dedi. Diğeri de «Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder» dedi (ve ekledi:) 5/MÂİDE-27

Yüce Allah bu ayette Kabil ve Habil'i anlatıyor. Kabil ve Habil ikisi de kurban sunuyorlar yüce Allah’a ama sadece Habil'in kurbanı kabul ediliyor, Kabil'inki edilmiyor. Fena halde içerleyen Kabil "Seni öldüreceğim.' deyince Habil de "Allah sadece takva sahiplerinden kurban kabul eder.' diyor.

İlk bakışta sanki Kabil’e haksızlık edilmiş gibi görünüyor! İki kardeş Tanrıya kurban sunmuş birisinin kurbanı kabul edilmiş diğerininki ise reddedilmişti! Kurbanı kabul edilmeyen Kabil isyan ediyor ve kardeşini öldürüyor. Allah neden Kabil’in kurbanını kabul etmemiş? Habil bunu açıklıyor: “Diğeri de «Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder» dedi” Habil “takva” sahibiydi demek ve sunduğu kurban “takva” sahiplerinin sunacağı kurban olmalıydı ki Tanrı kurbanı kabul etmiş. Habil Takva sahiplerinin sunduğu kurbanı sunmuş ve Tanrı bu kurbanı kabul ederek Habil’in ‘yakın’laşma isteğini onaylamış.

Peki, Habil’in kurbanı neydi? Kuran, kurbanların neler olduğunu yazmıyor ama aynı olay Tevrat’ta daha ayrıntılı olarak geçiyor. Tevrat’tan Kabil’le Habil’in sunduğu kurbanların neler olduğuna bakalım. Tevrat, Yaratılış bölümünden okuyoruz:

Yar 4:1  Adem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayin'i doğurdu. "RAB'bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim" dedi.

Yar 4:2  Daha sonra Kayin'in kardeşi Habil'i doğurdu. Habil çoban oldu, Kayin ise çiftçi.

Yar 4:3  Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RAB'be sunu getirdi.

Yar 4:4  Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. RAB Habil'i ve sunusunu kabul etti.

Yar 4:5  Kayin'le sunusunu ise reddetti. Kayin çok öfkelendi, suratını astı.

Yar 4:6  RAB Kayin'e, "Niçin öfkelendin?" diye sordu, "Niçin surat astın?

Yar 4:7  Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez miyim? Ancak doğru olanı yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış, seni bekliyor. Ona egemen olmalısın." 
Kuran’da özetle anlatılan konu Tevrat’ta ayrıntılarla geçiyor. Habil çoban olmuş, kardeşi Kabil (Tevrat’ta Kayin olarak geçiyor) ise çiftçi. Kabil, ‘toprağın ürünlerinden RAB'be sunu’ (kurban) getirmiş. Habil ise; ‘ilk doğan hayvanlardan bazılarını’ sunmuş.

Demek ki ‘takva’ sahiplerinin sunduğu sunu, Allah tarafından kabul edilen kurban, Allahın sağladığı bir ‘can’ olmalı. Kabil, kendi emeğinin ürününden sunu sunmuş, bir anlamda kendi çabasıyla kendi alın teriyle yakınlaşmak istemiş Tanrıya ama Allah bunu kabul etmemiş. ‘Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez miyim?’ diyor Rab. Doğru olan Habil’in kurbanıydı; Habil Allahın verdiği canı kurban olarak sunmuş; başka bir değişle, Tanrıya ancak O’nun rahmetiyle O’nun vereceği ‘can’ın aracılığıyla yakınlaşacağını anlamış ve onun kurbanı Tanrı tarafından kabul edilmiş.

Şimdi herkes tarafından çok iyi bilinen bir kurban örneğine bakalım. Bu önemli örnek, Hz. İbrahim’in oğlunu kurban etme girişimidir. Bunun üzerine Tanrı’nın sağladığı bir can’ı keserek Tanrıya yakınlaşma ifade edilirken, maalesef günümüz toplumları bu ayetlerin anlamını düşünmekten uzaklaşmış, çarpık bir yozlaşmanın esareti altında, o kadar geniş kapsamlı bir ifadenin içinden, hayvan ifadesini cımbızlayarak, ‘Kurban eylemini, hayvan kesme ritüeli’ kılıfına sokmuşlardır.

Hz. İbrahim Allah’ın dostu olarak bilinir:

Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost edindi. 4/NİSÂ-125

Allah, İbrahim’i dost edinmiş ve şüphesiz onun aracılığıyla tüm insanlığa Allah’a yakınlaşmanın yolunu, kurtuluşun yolunu göstermişti. 

Bir gün Allah İbrahim’e şöyle dedi:

Yar 22:1-2 Daha sonra Tanrı İbrahim'i denedi. "İbrahim!" diye seslendi. İbrahim, "Buradayım!" dedi. Tanrı, "İshak'ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git" dedi, "Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu* olarak sun."

Daha ayrıntılı bilgi için Tevrat’ı, Hz. Musa’nın kitabını okuyabilirsiniz.

Kuranda aynı olay şöyle anlatılıyor:
Onunla birlikte çalışma çağına varınca, 'Oğlum,' dedi, 'Rüyamda seni boğazlamam gerektiğini görüyorum. Ne düşünüyorsun?' 'Babacığım,' dedi, 'Sana emredileni uygula. ALLAH dilerse beni sabırlı bulacaksın. 37/SÂFFÂT-102

Hz. İbrahim’in oğlu günahlımıydı? Kesinlikle! Her insan günahkârdır. Kuran’ı Kerim şöyle der:

Hayır! (İnsan) Allah'ın emrettiğini yapmadı. 80/ABESE-23

Hz. İbrahim’in oğlu da günahkârdı. Günahkârlar Allahın huzurunda kalamazdılar bu yüzden ölmeliydiler. Ama Allah, tüm insanları olduğu gibi İbrahim ve oğlunu seviyordu. Ve yaşlı peygamber bıçağını kaldırıp oğlunu boğazlayacağı an, Allahın meleği görünüp Hz. İbrahim’i durdurdu. Ardından İbrahim şu sözleri işitti:

Yar 22:11 Ama RAB'bin meleği göklerden, "İbrahim, İbrahim!" diye seslendi. İbrahim, "İşte buradayım!" diye karşılık verdi.

Yar 22:12 Melek, "Çocuğa dokunma" dedi, "Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."

Yar 22:13 İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu.

Kuran’ı Kerim şöyle der:

Ve ona büyük bir kurbanı fidye (oğluna karşı bedel olarak) verdik. 37/SÂFFÂT-107

Kuran Ve Tevrat’tan okuduğumuz olayı biraz düşünelim.

Allah, gökten bir koç gönderiyor ve İbrahim’in oğlu yerine Allahın verdiği koç ölüyor. İbrahim çok zengin bir adamdı. Binlerce devesi, öküzleri, koyunları vardı. Ama oğlunun hayatını kurtarmak için Allah’ın verdiği canı kurban olarak kabul etmek zorundaydı.

Hz. İbrahim, oğlunun hayatta kalması için Allah’a itaat ederek koçu, kurbanlık kuzuyu kabul etti. Allahın isteğini yerine getirdiği için ‘Allaha itaat edenlerin babası’ olarak bilinir. Tüm insanlık Hz. İbrahim’in seçtiği yoldan gitmeli. Hiç kimse kedi çabasıyla kendi gücüyle Allah’a yakın olamaz. Ancak ve ancak yüce Allah’ın rahmetiyle, O’nun sağladığı kurbanla ona yakınlaşırız ve varlığımızı sürdürebiliriz.

Kuran’da İbrahim’le ilgili şunu okuruz:

İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslüman idi; müşriklerden de değildi. 3/ÂLİ İMRÂN-67

Kim ‘Müslüman’ım (Allaha teslim oldum) diyorsa Hz. İbrahim’in yolundan gitmelidir. İbrahim’in sayısız hayvanları vardı ama Allah’ın sağladığı ve insan yerine ölen kurbanı kabul etmeliydi.

Kurban bayramını kutlayarak Allah’ın sağladığı değerli kurbanı hatırlarız. Allah’ın İbrahim’e sağladığı kurban büyüktü! Büyük derken hacim olarak büyük anlamını kastetmiyoruz. Türkçeye ‘büyük’ olarak tercüme edilen kelime Arapça ‘azîm’ kelimesidir.

Ve fedeynâhu bi zibhın azîm.

Ve ona büyük bir kurbanı fidye (oğluna karşı bedel olarak) verdik.. 37/SÂFFÂT-107

Aynı kelime ‘ayet-el kürsi’ de geçer.

Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu), lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm(nevmun), lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard(ardı), menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih(iznihî) ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard(arda), ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm. 

Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür. 2/BAKARA-255

Bu ayetten anlaşılacağı gibi Arapça da ‘azim’ kelimesinin karşılığı Türkçe de ‘Büyük, Yüce, Ulu’dur’ Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. Ve, O, yücedir, büyüktür yani AZİM’dir. Nasıl olurda bir koç ‘azim’ olabilir! Şüphesiz Allah’ın azameti her şeyden üstündür. Allah’ın sağladığı kurbanın azamet’ini ilerleyen satırlarda daha iyi anlayacağız.

Demek ki Allah’ın sağladığı ‘KURBAN’ büyük, yüce bir kurbandı. Şüphesiz koç, koyun, kuzu hepsi günahsız yaratıklar olup günahsızlığı temsil ederler. Allah’ın İbrahim’e sağladığı koç ne kadar büyük, ne kadar yüce olabilir? Hangi hayvan bir insanın canına eş ya da bedel olabilir? Yüce Allah, İbrahim’in oğluna karşılık bir koç’u fidye olarak veriyor, feda ediyor. İyide bir koç bir insanın yerini alabilir mi? Alsa bile o koçun günahı neydi ki insanın yerine ölsün! Nasıl olurda bir koç ‘azim’ ulu, yüce olarak benim canıma bedel olabilir?

Tevrat’ta İsrail oğullarının günahlarından bağışlanmaları için temiz bir hayvanı kurban etmeleri konusu geçer. Yılda bir yapılan dini ayinlerde tüm günahlarına karşılık temiz kusursuz bir havanı kurban olarak sunarlardı.

Tevrat’tan, Musa’nın kitabı, Levililer bölümünden okuyoruz:

Lev 16:15  "Bundan sonra, halk için günah sunusu olarak tekeyi kesecek. Kanını perdenin arkasına götürecek. Boğanın kanıyla yaptığı gibi tekenin kanını da Bağışlanma Kapağı'nın üzerine ve önüne serpecek.

Lev 16:16 Böylece En Kutsal Yer'i İsrail halkının kirliliklerinden, isyanlarından, bütün günahlarından arındıracak. Buluşma Çadırı için de aynı şeyi yapacak. Çünkü kirli insanların arasında bulunuyor.
Burada da bir hayvanın kanı En Kutsal Yer'i İsrail halkının kirliliklerinden, isyanlarından, bütün günahlarından arındırıyor! Aynı sorular tekrar karşımıza çıkıyor. Nasıl bir havanın ölümü bir halk’ın günahlarına karşılık olabilir?

Tekrar İbrahim ve Tanrı’nın sağladığı kurbana dönelim. Allah burada, dostu İbrahim’e insanın kurtuluşu için kıymetli, büyük, yüce bir hediyesinin olduğunu göstermek istiyor. Tanrı, insanlar için beslediği sevgi ne büyük! Hz. İbrahim’in oğlunu ölümden kurtaracak olan en değerli şeyi karşılıksız verdi. İbrahim, Allah’ın sağladığı kurbanı kabul ederek oğlunu mutlak bir ölümden kurtardı.

Allah’ın yargısına göre bizim günahlarımız için ölmeye hazır olan tek varlık günahsız Allah’ın KUZU’ sudur. Eğer Allah’ın Kuzu’sunu reddedersek O’nun önünde günahkâr kalırız. Bu bizim için sonsuz ölümdür.

Fakat Allah bizi kurtarmak istiyor, bizim günahlarımızı affetmek ve bizi sonsuz yaşama kavuşturmak istiyor. Eğer bizde Hz. İbrahim’in yaptığını yapar Allah’ın kurbanını kabul edersek, bizde İbrahim gibi gerçek Müslüman oluruz. Allaha gerçekten inanan ‘hanif’ olarak adlandırılırız.

Allah’a yakınlaşmak için, sosuz yaşama kavuşmak için Allah’ın kurbanını, Allahın Kuzu’sunu, Allah’ın yüce, büyük armağanını kabul etmemiz şarttır. Yüce Allah mükemmel ve adildir. Bize şefkatli bir Baba olarak yardım etmek ve bizi günahlarımızdan kurtarmak istiyor.

Şimdi Allah’ın Kuzu’sunu, bizi Tanrıya yaklaştıracak gerçek Kurbanı, günahsız, temiz yüce kurtarıcıyı tanıyalım.

Yuhanna 1:29  Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: "İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!

Yuhanna 1:36  Oradan geçen İsa'ya bakarak, "İşte Tanrı Kuzusu!" dedi.

Kuran’ı Kerim günahsız, tertemiz, kutsal olan tek bir kişiden bahseder:

Ben, ancak Rabbinin bir elçisiyim, sana tertemiz bir oğul vermek için gönderildim. 19/MERYEM-19

Ve Allah bu Oğul’u insanlığa rahmet kaynağı olarak sunuyordu:

Cebrail dedi ki; «Allah ,söyle diyor: Bu iş benim için kolaydır. Bu olayı insanlara gücümüzü kanıtlayan bir mucize ve oğlunu da onlara rahmet kaynağı olarak sunmak istiyoruz. Bu olay kesinleşmiş bir hükümdür.'' 19/MERYEM-21

Tertemiz ve bizlere rahmet kaynağı olan Tanrı Kuzusu İsa’dır. İsa adının kelime anlamı ‘Kurtarıcıdır’

‘Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından O kurtaracak’ (Matta 1:21).

İsa adının kökeni İbranice’de Yehoşua’dır. Anlamı: Tanrı kurtarışı. Bu ad insanlar tarafından seçilmedi. Tanrı bu ismi saptadı. Çünkü O, insanları günahtan kurtarsın diye yeryüzüne gönderildi. Bu ad Arapça’da İsa’dır ve Türkçeye geçmiştir.

Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır. 3/ÂLİ İMRÂN-45


İsa aynı zamanda Mesih diye tanınır. Bu da İbranice Meşiya’dan gelir. Mesh olunmuş anlamındadır. Hristos, ki Hıristiyan terimi bundan doğar, aynı Ad’ın Yunancasıdır. İbranilerce gelişi beklenen ve tüm peygamberlerin kesin açıklamalarda bulundukları Mesih’tir. Tanrı onu insanların Kurtarıcısı olmaya atadı ve onayladı.

Yüz yıllar boyunca insanların Tanrıya yakınlaşmak, bağışlanmak için sundukları kurbanlar aslında gerçek Kurbanı işaret ediyordu. Tanrı tarafından atanan, mesh edilen İsa Mesih yeryüzüne gelip bizim için Kurban oldu. Tanrıya yakın olmamız için yapmamız gereken tek şey Tanrı’nın bize verdiyi Kurbanı kabul etmektir. Yalnız bu yolla mutlak ölümden kurtulabiliriz.

Rom 5:8  Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.

Rom 5:9  Böylece şimdi O'nun kanıyla aklandığımıza göre, O'nun aracılığıyla Tanrı'nın gazabından kurtulacağımız çok daha kesindir.

İsa Mesih’in kanı tüm insanları günahlarından temizlemiştir. Ancak O’nu kabul ederek kurtulabiliriz.

İsa’yı yani Kurtarıcımız, Tanrı tarafından bize verilen rahmet kaynağını kabul ederek Tanrıya yakınlaşırız ve sonsuz yaşama kavuşuruz. O, bizim için ölen, Tanrı tarafından mesh edilen, atanan Kuzu’dur. O Allahın kuzusudur. O Kuzu’nun ölümü bizi tekrar Tanrıya yakınlaştırmıştır. O’nun kurban edilişi ve bizim O’nu kabul edişimiz bizi gerçek yaşama kavuşturur.

İsa şöyle demişti:

İsa, "Yol, gerçek ve yaşam Ben'im" dedi. "Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez. Yuhanna 14:6

Gerçek Kurban İsa’dır. O’nun aracılığı olmadan kimse Tanrıya gidemez. Tanrıya yakın olmamız için, sonsuz yaşama kavuşmamız için yapmamız gereken tek şey Tanrının verdiği Kurbanı kabul etmektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder