14 Ocak 2012 Cumartesi

Tanrı’nın Sözü


Kuran’da Nisa Suresi, ayet 171’de belirtildiği gibi, belki de İsa’nın ‘Tanrı’nın Kelamı’ olduğu kavramına aşina birisi olabilirsiniz. İsa’yı ifade etmekte olan ‘Tanrı’nın Sözü’ kelimesi, İsa aracılığıyla Meryem’e Tanrı tarafından ulaştırılmış bir söz olmaktan, çok daha fazla anlam ifade etmektedir.

Yâ ehlel kitâbi lâ taglû fî dînikum ve lâ tekûlû alâllâhi illel hakk(hakka) innemel mesîhu îsebnu meryeme resûlullâhi ve kelimetuh(kelimetuhu), elkâhâ ilâ meryeme ve rûhun minh(minhu), fe âminû billâhi ve rusulih(rusulihî), ve lâ tekûlû selâseh(selâsetun) intehû hayran lekum innemâllâhu ilâhun vâhid(vâhidun), subhânehû en yekûne lehu veled(veledun), lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı) ve kefâ billâhi vekîlâ(vekîlen).

" Ey Ehl-i Kitab; dininizde taşkınlık etmeyin. Allah hakkında ancak gerçeği söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih; Allah'ın peygamberi, O'nun Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Allah üçtür, demeyin. Kendi yararınıza olarak bundan vazgeçin. Allah sadece bir tek ilahtır. Çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde olanlar da, yerde olanlar da O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.”. 4/NİSÂ-171

Aslında bu ayet güzel bir şekilde incelendiğinde, karşımıza Kutsal Kitap’ta anlatıldığı şekilde bir İsa çıkıyor. Bu ayete göre İsa Mesih nedir ve ne değildir?

1) İsa Mesih, bir "Peygamber"dir, 
2) İsa Mesih, Allah'ın Meryem'e ulaştırıp bıraktığı "Kelime"sidir, 
3) İsa Mesih, Allah tarafından gelen bir "RUH"tur.

Şimdi bunları biraz açmaya çalışalım: İsa'nın, "Allah'ın Meryem'e ulaştırıp bıraktığı kelimesi" olduğu söyleniyor. Bu ne anlama geliyor? Yanıt şudur: Allah'ın "sözü" Meryem'den beden alarak insanlar arasında canlı bir varlık olarak yaşadı. Yani İsa Mesih, Allah'ın "Canlı Sözü"dür. İncil, bunun ne anlama geldiğini, İsa’nın kimliğini de ihtiva eder nitelikte açıklamaktadır:

Yuhanna 1:1-4 Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı. Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi. Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı. Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı.


Yuhanna 1:14 Söz, insan olup aramızda yaşadı. O'nun yüceliğini Baba'dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul'un yüceliğini gördük.

İsa Mesih, Tanrı’nın Sözü insan olup aramızda yaşadı. “Baba” Bizlerin sahip olduğundan biraz farklı da olsa İsa’nın Tanrı ile kendisi arasında sahip olduğu gibi, bizlerin Tanrı için kullanmış olduğumuz ve Tanrı ile aramızdaki ilişkinin yapısını ifade eden bir kelimedir.

Kuran'ın bir başka ayetinde de "Hakk’ın (Allah'ın) sözü olan Meryemoğlu İsa" deyimi kullanılır.
Zâlike îsebnu meryem(meryeme), kavlel hakkıllezî fîhi yemterûn(yemterûne).
İşte hakkında şüpheye düştükleri Hakk'ın Söz’ü Meryem oğlu İsâ, budur. 19/MERYEM-34


Allahû Tealâ bu ayette Meryem oğlu İsa için "Hakk'ın Sözü" diyor.

Yine Kuran’da Allah, Meryem’e ‘kendinden bir kelimeyi’ müjdeliyor.

İz kâletil melâiketu yâ meryemu innallâhe yubeşşiruki bi kelimetin minh(minhu), ismuhul mesîhu îsebnu meryeme vecîhan fîd dunyâ vel âhıreti ve minel mukarrebîn(mukarrebîne).
Melekler: «Ey Meryem. Allah, kendinden bir kelimeyi sana müjdeliyor: Adı İsâ, (lakabı) Mesîh, (sıfatı) Meryem oğludur. Dünyâda da, âhiretde de sânı yücedir. (Allaha) çok yakınlardandır da». 3/ÂLİ İMRÂN-45

Yukarda ki ayette açık ve net bir şekilde İsa’nın Allah’ın Söz’ü ve ahrette de Allaha ‘yakın’ olanlardan olduğu anlatılıyor.

İsa'nın, "Allah'tan gelen bir ruh" oluşuna gelince... Bilindiği gibi melekler de "ruhtur" ama İsa Mesih, bir melek değildir. Melekler bir şekilde ruh olarak yaratılmışlardır ama İsa’nın yaratıldığı konusu hiçbir kitapta geçmez. İsa, melekler gibi bir “yaratık” değildir. O halde İsa Mesih nasıl bir "ruh" olabilir?

Sorunun yanıtını Kuran’dan okuyoruz:

Velletî ahsanet fercehâ fe nefahnâ fîhâ min rûhinâ ve cealnâhâ vebnehâ âyeten lil âlemîn(âlemîne).
İffetini koruyan (Meryem) ; biz ona kendi ruhumuzdan üfledik, onu ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık. 21/ENBİYÂ-91


Ve meryemebnete ımrânelletî ahsanet fercehâ fe nefahnâ fîhi min rûhınâ ve saddekat bi kelimâti rabbihâ ve kutubihî ve kânet minel kânitîn(kânitîne).


İffetini korumuş olan, İmran kızı Meryem'i de (Allah örnek gösterdi). Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gönülden itaat edenlerdendi. 66/TAHRÎM-12


Gayet açık bir şekilde görüldüğü gibi, bu ayetlere göre İsa Mesih, "Allah'ın Kelimesi ve Ruhu"dur. Aslında Kutsal Kitapta İsa Mesih konusundaki ayetler de O'nun "Allah'ın Canlı Sözü" ve "Allah'ın Ruhu" oluşunda toplanır. İsa Mesih, "Ben ve Baba biriz" (Yuhanna, 10:30) demekle, Allah'la aynı Ruh'tan olduğunu açık bir şekilde vurgulamış oluyordu. İsa Mesih yaratılmamış, yani bir yaratık değil Allah’ın Kelimesi ve Allah’tan bir Ruh’tur. Melekler ise Allah’tan bir ruh değil ruh olarak yaratılan varlıklardır.
Kuran İsa hakkında, başka hiç kimse için söylemediği bazı ilginç şeyler söylemektedir. Örneğin Kuran'a göre İsa...

• olağanüstü bir şekilde doğdu (Tahrim/66:12; Meryem/19:19-21)

• bebekken konuştu (Meryem/19:29-30)

• olağanüstü bilgiye sahipti (Âl'i İmrân/3:49)

• her yerde mübârektir (Meryem/19:30-33)

• Kutsal Ruh tarafından desteklendi ve Allah'tan bir Ruh'tur (Bakara/2:87, 253; Nisâ/4:171)

• Allah'ın Sözü'dür (Nisâ/4:171; Âl'i İmrân/3:39, 45)

• yaratma gücüne sahipti (Mâide/5:110)

• iyileştirme ve ölümden diriltme gücüne sahipti (Âl'i İmrân/3:49)

• öldü, Allah'a yükseldi, diridir ve kıyamet gününde gelecek (Âl'i İmrân/3:55; Maide/ 5:117; Meryem/19:32-34; Zuhruf/43:61)

Kuran'da İsa (ve yalnız İsa), "Mesih" olarak adlandırılır (Âl-i İmran/3:45; Nisâ/4:157, 172; Mâide/5:17, 72; Tevbe/9:30, 31). "Meshedilen" anlamına gelen bu unvan, Kutsal Kitap'ta çok anlamlı bir kavramdır. Kutsal Kitap'a göre "Mesih", Tanrı tarafından seçilen, asırlar boyunca beklenen, bütün peygamberler tarafından tanıklık edilip, hatta Rab diye seslenilen, kurban olarak ölmesiyle insanları Tanrı'yla barıştıran, kıyâmet gününde ölülerle dirileri yargılayacak ve sonsuzluklar boyunca egemenlik sürecek olan dünyanın Kurtarıcısı'dır.

Bir gün İsa, öğrencilerine şunu sordu:

"Halk, İnsanoğlu'nun (kendisi) kim olduğunu söylüyor?"

Öğrencileri şu karşılığı verdiler:

"Kimi Vaftizci Yahya, kimi İlyas, kimileri de Yeremya ya da peygamberlerden biri olduğunu söylüyor."

İsa onlara, "Ya siz" dedi, "ben kimim dersiniz?"

Simun Petrus, "Sen, yaşayan Tanrı'nın Oğlu Mesih'sin" cevabını verdi.

İsa ona, "Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun!" dedi. "Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babamdır." (Matta 16:13-17)

Kutsal Kitap'a göre İsa Mesih, Tanrı'nın ezeli-ebedi biricik Oğlu'dur. O, başlangıçta var olan Tanrı'nın özünden doğan Kelâm'dir. İki bin yıl önce bu sonsuz Söz, yüceliğinden soyunarak bedene bürünüp insan oldu ve insanlar arasında otuz üç sene yaşadı (Bkz. Yuhanna 1:1-14, vb). Çarmıh üzerinde öldü, gömüldü, üç gün sonra ölümden dirildi ve şu anda göklerde yaşayan Efendimiz olarak tüm insanlık üzerinde bütün yetki O'na verildi.

İşte, "İlk ve Son Ben'im" (Esin. 1:17) diyor İsa.

İsa "Allah'ın Söz’ü ve Allah’ın Ruhu’ndan olduğuna göre ve tüm Kutsal Kitaplarda üstün ve özel bir yeri varken O'na yalnızca bir Peygamber gözüyle bakmak ne derece doğru olur?

Hıristiyanlar için olduğu gibi Müslümanlar için de Tanrı sonsuz olduğu gibi Tanrı'nın Sözü de sonsuzdur. Tanrı evreni yaratarak ve isteğini açıklayarak Söz'ü aracılığıyla hareket eder. Müslümanlar için Tanrı Söz'ü doğal olarak Kuran demektir. Ancak yine de yukarıda belirttiğimiz gibi Kuran'da İsa'nın "Tanrı Sözü" olduğu yazılıdır. Müslümanlar her ne kadar İsa'yı yalnızca bir peygamber olarak görseler de O'nun "Tanrı Sözü" olduğu fikrini aynı ifadenin Kutsal Kitap'taki önemiyle bağdaştıramazlar mı? Bazıları bu soruyu "Hayır" diye yanıtlayacaklardır. Diğerleri ise bunu İsa'nın Baba'yla olan Oğulluk kavramı dâhilindeki ilişkisini açıklamak için çok yararlı bir araç olarak görürler. Tanrı'nın sonsuz Söz'ü olduğu gibi sonsuz Oğul'dur da. (Yuhanna 1:11) Bu aynı zamanda Müslümanların Baba-Oğul ilişkisiyle ilgili derin köklü yanlış anlamalarını ortadan kaldırarak, Kutsal Kitapta yalnızca tek Tanrı öğretisi olduğunu, Oğul'u başka bir Tanrı olarak göstermediğini ve bir insanı Tanrı yerine koymadığını anlamalarını sağlayabilir.

İnsanlar arasında bile bir insanın ne istediğini, ne yaptığını ve nasıl olduğunu anlamak için o insanın sözüne bakılır. Bir insan sözü aracılığıyla kendi tanıtır, içinde olanların dışarıya çıkarır. Abdullah'a güveniriz, çünkü Abdullah'ın sözüne güveniriz. Abdullah'ın sözüne güveniriz çünkü Abdullah'a güveniriz. Abdullah ve sözü aynı şeydir.

Bunun gibi daha farklı daha yüce ve görkemli bir biçimde Tanrı'dan çıkan Söz Tanrı'nın isteğini ve işlerin anlam kazandırır ve aynı zamanda anlaşılır bir biçimde Tanrı'nın nasıl olduğuna ışık tutar. Kutsal Kitap şöyle der;

"Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı. Başlangıçta O Tanrı'yla birlikteydi. Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı. Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı... Söz insan olup aramızda yaşadı. Biz de O'nun yüceliğini Baba'dan gelen lütuf ve gerçekle dolu olan biricik Oğul'un yüceliğini gördük...Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmemiştir. O'nu Baba'nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul tanıttı." (Yuhanna 1:1-4; 14,1

"Sevgili Oğlum budur. O'nu dinleyin."(Markos 9:7)

"Bu son çağda da kendi Oğluyla bize seslenmiştir." (İbraniler 1:2)

Eğer bir Müslüman, Tanrı'nın Kendisi gibi Sözünün de sonsuz olduğunu, zaman ve yer sınırlamalarının içine girip bir kitap olabileceğini kabul edilebiliyorsa, bu aynı Söz'ün bir insan olarak görünür hale getirilebileceğini de anlayamaz mı?

Eğer yeryüzünde Tanrı'nın yaratılmamış Söz'ü yaratılmış bir kitap biçiminde, hem yaratılmamış, hem de yaratılmış olarak tanımlanabilirse o zaman Tanrı'nın yaratılmış bir insan biçiminde yaratılmamış Söz'ü tek Tanrı böyle olmasını istiyorsa, hem yaratılmamış hem yaratılmış olarak tanımlanamaz mı? Kutsal İncil, Tanrı'nın isteğinin böyle olduğunu tanıklık eder. Tanrı'nın kendini sonsuz ifadesi, Söz'ü Oğlu, Mesih İsa olarak insan biçimine büründü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder