13 Ocak 2012 Cuma

İslam’ın Anlamı


İslam nedir, ne değildir? Kimlere Müslüman denir?

Kimileri Kuran’ı duvarlarında süs olarak asar Hz. Muhammed’i taparcasına sever ve böylece kendilerini Müslüman olarak bilirler ve onların yaptıklarını yapanları Müslüman olarak görürler. Bu gurup genelde dini bilmeyenler, kulaktan dolma bilgilere uyanlar, Allah’ın değil hacı-hocaların dediğine itibar edenler, indirilen dine değil uydurulan dine tabi olanlardır.

Kimileride Kuran’ı sadece cenaze törenlerinde dinler Allah’ı bilmez kitap tanımaz her türlü düzenbazlığı reva görür ve yeri geldiğinde “elhamdülillah Müslümansız ama hocam İdrarı ayakta yapmak caiz midir” türünden sorular sorarlar.   

Kimileride, ne yazık ki, tüm Müslümanları uçak kaçırıp gökdelenlere dalan, beline bomba bağlayıp intihar saldırıları yapan teröristler olarak bilir. Bunlar genelde Müslüman suçluyu bir birey olarak göremezler, kimliğinde ‘Müslüman’ yazıyorsa o artık bir suçlu değil bir MÜSLÜMAN suçludur ve bunu tek sorumlusu İslam’dır!

İslam kelimesinin anlamı:

İslam (Allah'a teslimiyet) Din anlamında Allah'ın emir ve yasaklarına uymayı taahhüt ederek. O'nun yüceliğine teslimiyeti ifade eder. Huzur, barış, tam, emin, gibi anlamlara gelen Arapça s-l-m kelimesinden türemiştir. Bununla birlikte kökün aktif ortaç formu eslemedir ve "teslimiyet" anlamına gelir. Sonuçta İslam "teslimiyet" anlamına gelirken, Müslüman da teslim olmuş anlamına gelir; burada teslim olunan tek tanrı olduğu kabul edilen Allah'tır...

Kelime olarak, Müslüman "bağlanan", "teslim olan", mümin ise "şüphesiz inanan" anlamına gelir.  Allah'ın tabi’i kuralları ile Allah'ın hoşlanacağı/kabul edeceği her hareket ve davranış da İslam tarifi içine girer.

Selam (dokunulmazlık, barış, güvenlik, esenlik) ve Müslüman (Allah'a teslim olmuş, O'na kulluk eden) kelimeleri İslam kelimesi ile yakından ilgilidir ve aynı kelimeden türemişlerdir. 
 
Huzur doğruluğun ürünüdür.  İslam demek Tanrıya teslimiyet, O’na bağımlılık ve bunu neticesinde ebedi esenlik ve güven demektir. Bu esenlik Tanrıyla barış, Tanrıya bağılılık, O’na teslimiyet, “İslam”dır. Tanrıya itimat kurtuluşumuzun garantisidir.

İslam'ın ilahî kitabı Kur'an-i Kerim'e göre Hz. Muhammed yeni bir din getirmemiş, insanlığın ilk ve tek dinini ihya etmiştir. Âdem peygamberler silsilesinin ilk peygamberi olarak kabul edilmiştir. 

Yani Müslümanlar sadece Kuran okuyanlar ve Hz. Muhammed’e inananlar değildir. Kurandan okuyoruz:

İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi. 3/ÂLİ İMRÂN-67

Bilindiği gibi İbrahim peygamber Müslümanların babası olarak kabul edilir ve Muhammed’den binlerce yıl önce yaşamıştır. Buna rağmen Kuran İbrahim’i “hanif bir Müslüman ” olarak tanıtıyor. Kim tek Allah’a inanır ve kendini O’na teslim ederse o bir Müslüman’dır. Bundan anlaşılacağı gibi Tanrı katında tek din İslam’dır.

Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir. 3/ÂLİ İMRÂN-19

Ayetten açıkça anlaşılacağı gibi “Allah katında din İslâm’dır”. Bu demek değildir ki sadece Kuran okuyanlar Müslüman’dır. Kim tek Tanrıya inanır ve O’na teslim olursa o bir Müslüman’dır. “Kitap verilmiş olanlar” yani Yahudi ve Hıristiyanlara Allah katındaki tek din olan İslam verilmiştir ama “kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler.” Allah kendilerine ilim vermiş, yani tıpkı Müslümanlara Kuran’ı verdiği gibi Yahudilere Tevrat’ı Hıristiyanlara da İncili vermiş ama ihtiras ve aşırılık yüzünden Tanrı yolundan saptılar. Ne yazık ki Müslümanlar da tıpkı Yahudi ve Hıristiyanlar gibi Allah’ın hükümlerini yerine getirmeyerek Tanrı yolundan sapıyorlar. “Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.”

Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır. 3/ÂLİ İMRÂN-85

Bu ayetten anlaşılacağı gibi Yahudilere ve Hıristiyanlara verilen din Kur’an diniyle aynı, yani İslam’dır. Günümüz de bulunan Tek Tanrılı dinler Kutsal Kitap zamanında yoktu. O zamanlar da Tek Tanrılı bir din ve putperestlik vardı. İnsanlar ya Tek Tanrıya inanıp sadece O’na itaat ederlerdi ya da dinsiz ve ya putperestiler. Sırf birileri Tanrı sözüne ve Tanrı yoluna Yahudilik ya da Hıristiyanlık adını verdi diye O sözlere inananları Müslüman olarak kabul etmemek saçmalık olur. Kim Allahın sözünü yerine getirir ve O’na teslim olursa o bir Müslüman’dır. Tevrat ve İncil Tanrı sözü olduğuna göre kim o sözlere inanırsa o bir Müslüman’dır ve Tevrat ve İncilin yolu tıpkı Kuran’da olduğu gibi Tanrı yoludur; İslam’dır. Yani Tevrat ve İncili okuyan ve okuduklarını uygulayan biri, Kuran’ı okuyan ve hükümlerini yerine getiren kadar Müslüman’dır. Okumayanlar ya da okuyup ta ayetleri inkâr edenler, hangi Kutsal Kitabı okuduklarının bir önemi yok; “Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder