Uydurulan din ile
indirilen dini ayırt etmedeki yöntemimiz, indirilen dini (Kutsal Kitapları) ve
uydurulan dini (hadisleri, doktrinler, mezhepleri, tarikatları) inceleyerek,
Allah’ın istediği gibi aklı işleterek açık delileri görerek uydurulan din ile
indirilen dini ayırt edebiliriz.
Tanrı Kutsal Kitaplarda
insanların uydurma dinlere nasıl kanacaklarını ve bahanelerini de çok açık bir
şekilde belirtmiştir:
3AHZÂB 33:67 Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz
önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.”
2Timoteos 4:3-4 Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiye
katlanamayacaklar. Kulaklarını okşayan sözler duymak için çevrelerine kendi
arzularına uygun öğretmenler toplayacaklar. Kulaklarını gerçeğe tıkayıp
masallara sapacaklar.
Günümüzde insanlar
kulaklarını gerçeğe, Tanrı sözüne tıkamışlar ve fasıkların öğretisine,
insanların tanıklığını kabul etmişlerdir. Ama yüce Tanrımız bu konuda bizi açık
bir dille uyarmıştır. Fasıkların haberlerini ve insanların tanıklığını
araştırmalıyız:
HUCURÂT 49:6 Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber
getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için
o haberin doğruluğunu araştırın.
1Yuhanna 5:9 İnsanların
tanıklığını kabul ediyoruz, oysa Tanrı'nın tanıklığı daha üstündür. Çünkü
bu, Tanrı'nın tanıklığıdır, kendi Oğlu'yla ilgili olarak yaptığı tanıklıktır.
Uydurmaları (hadisleri,
doktrinler, mezhepleri, tarikatları) açıklayıp dini Kutsal Kitapların
denetimine teslim ederken, adeta putlaştırılmış, tartışılmaz sanılan kişilerin
hegemonyasından dini kurtarmak gerekir. Tartışılmaz gördüğümüz insanlardan dini
kurtarıp, tek tartışılmaz olarak Tanrı ve Kitaplarını ilan etmeliyiz.
Çoğu din adamı, Kutsal
Kitapları eksik gösterip, kendi çıkarları doğrultusunda doktrinler uydurarak dini
ona göre şekillendirmektedirler. Buradaki amaç hem dini zorlaştırmak, mantıksız
hale getirmek, hem de bazı çıkarlar elde etmektir. Bu çıkarlarını insanlara
yutturmak için kimi zaman peygamberlerimizi kullanmışlardır. Peygamberlerimizin
söylemediği bir şeyi sanki söylemiş gibi göstererek kendi düşüncelerini
insanlara kabul ettirmeyi amaçlamışlardır. Kimi zamanda Kutsal Kitaplara ters
düşen doktrinlerle sapık öğretilerle insanların zihinlerini bulandırmışlardır.
Elbette Allah bunları cezalandıracaktır:
LOKMÂN 31:6 İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah
yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve
faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
2Petrus 3:16 Pavlus
bütün mektuplarında bu konulardan böyle söz eder. Mektuplarında güç anlaşılan
bazı yerler var ki, bilgisiz ve kararsız kişiler, öbür Kutsal Yazılar'ı
olduğu gibi bunları da çarpıtarak kendi yıkımlarını hazırlıyorlar.
Tanrı sözünü bilmeyen
insanlar liderlerine tapmasalar da onlara aşırı bir şekilde bağlıdırlar. Bu
insanlar Kutsal Kitaplardan uzak bir hayat yaşayarak dini konularda kulaktan
dolma bilgilere sahip, yani bilgisizdirler, onlara sözde doğru yolu gösteren
fakat yine o insanlar gibi Kutsal Kitapları rehber olarak okumayan liderleri de
onlar gibi bilgisizdir ve onlara hiç bir şey öğretemez.
Akıl sahipleri ise Kutsal
Kitaplarda şu şekilde tarif edilmektedir:
SEBE 34:6 Kendilerine ilim nasib edilenler, sana
indirilen kitabın, Rabbin tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğunu ve
o mutlak kudret sahibi, bütün güzel övgülere lâyık olan Allah’ın yolunu
gösterdiğini bilirler.
Matta 7:24 "İşte
bu sözlerimi duyup uygulayan herkes, evini kaya üzerine kuran akıllı adama
benzer.
Yani Tanrının sözüne
sarılıp O’nun kendilerini doğru yola götüreceğini bilirler ve başka kaynaklara
itibar göstermezler.
Bugünkü din ile İlk
zamandaki din arasında uçurumlar vardır. Kutsal Kitaplar eksik gösterilip sanki
Allah bazı şeyleri bildirmeyi unutmuş gibi zannedenler, Kitaplardan uzak bazı
konularda görüşler ortaya atmışlardır ve bunların kabul edilmesi için bazen
peygamberler üzerine atmışlar ya da kendilerini Kutsal Kitaplardan üstün
görerek kendi doktrinlerini dayatmak istemişlerdir.
EN'ÂM 6:38 … Biz o
kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin
huzuruna getirilecekler.
Bırakın normal bir insana
danışmayı, yanımızda kutsal bir kitap varken, peygamberlere bile
danışılmayacağını Allah Kur’an da şöyle belirtmektedir:
MÂİDE 5:43 İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat
yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemliğine baş vuruyorlar? Daha sonra da verilen hükümden yüz
çeviriyorlar. Bunlar inanan kişiler değillerdir.
Burada “nasıl oluyor
da senin hakemliğine başvuruyorlar” hitabı PEYGAMBERE yapılmıştır. Tevrat
varken, elçinin ağzından bilgi almanın bile yanlış olduğu belirtilirken, uydurulmuş
binlerce hadislerden ve Kutsal kitaplara zıt öğretilerden bilgi edinmek çok
yanlış olur kanısındayız ki, birinci ağızdan (peygamber hayattayken dahi) buna
izin verilmemiştir.
EN'ÂM 6:126 Bu (din), Rabbinin dosdoğru yoludur. Biz, öğüt
alacak bir kavim için âyetleri ayrıntılı olarak açıkladık.
2Samuel 22:31 Tanrı'nın yolu kusursuzdur, RAB'bin sözü
arıdır. O kendisine sığınan herkesin kalkanıdır.
Tanrı sözüne uyanlar bu
ayetler gibi birçok ayetten güç ve destek alırlar. Doktrinlere uyanlar ve
bunları Kutsal Kitaplar gibi dinin kaynağı gösterenler, dinlere ya da
mezheplere bölünenler, böylece Kutsal Kitapların dindeki tekelini bozma girişiminde
bulunanlar nereden güç ve destek alıyorlar?
ÂLİ İMRÂN 3:103 Hep birlikte Allah'ın ipine yapışın, fırkalara
bölünüp parçalanmayın; Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.
Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O'nun
nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında
idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki,
doğruya ve güzele yol bulasınız.
ŞÛRÂ 42:13 O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda
ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana
vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de
teşri etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere
ağır geldi. Tanrı, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete
erdirir.
Bu yukarıdaki ayetlere
rağmen insanlar bugün dinlere / mezheplere bölünmüştür. Oysa Allah’ın bizden
istediği Allahın ipine, yani Kitaplarına sımsıkı sarılmamız ve ondan başka
rehberler edinmememizdir.
BAKARA
2:213 İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah,
müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında,
anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak
yolu gösteren kitapları da gönderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçık
deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa
düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri
gerçeği izniyle gösterdi. Allah dilediğini doğru yola iletir.
Hadis ve sünnet adı
altında kutsala fatura edilen uydurma dolu izahlarla dini teferruata boğma, bir
tek İslam’a özgü değildir. Allah tüm insanlığa Peygamberler aracılığıyla
kitaplar, sayfalar indirmiş ve kitaplarına uymalarını söylemiştir. Yahudiler
detaylı ve her şeyi açıklayan Tevrat’ı aldılar. Ancak Allah’ın sözleriyle
yetinmediler. Mişna (Söz, Hadis) ve Gamara (Pratik, Sünnet) denilen dini
kaynaklar ürettiler. Hıristiyanlar din adamlarını rabler edindi. Kitaplarında
çok net olarak putlardan uzak durmaları gerektiği yazılmışken günümüzde kiliseler
putlarla dolup taşmıştır. İncil’deki tek Tanrı öğretisini bir kenara atılıp
putperestlerin Üçlü Birlik öğretisi benimsenmiştir. Günümüzde Hıristiyanların
çoğu Allahın buyruklarını, kendi kitaplarında yazılan buyrukları hiçe sayarak
İncili dışlamış putperestlikten aldıkları geleneklere bağlanmışlardır.
Ne yazık ki İndirilen din
değil Uydurulan din öğretiliyor Cami ve Kiliselerde. İnsan açık delil üzerinde
olmalıdır. Yani gelenek diye, böyle gördük, biz de böyle yapıyoruz diye
uygulamalar, kelle sayımı ile gerçeği bulmalar Kutsal Kitaplarla bağdaşmaz. Kutsal
Kitaplarla bağdaşmayan yol Allahın yolu değildir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder