13 Ocak 2012 Cuma

İndirilen Din ile Uydurulan Din


Uydurulan din ile indirilen dini ayırt etmedeki yöntemimiz, indirilen dini (Kutsal Kitapları) ve uydurulan dini (hadisleri, doktrinler, mezhepleri, tarikatları) inceleyerek, Allah’ın istediği gibi aklı işleterek açık delileri görerek uydurulan din ile indirilen dini ayırt edebiliriz.

Tanrı Kutsal Kitaplarda insanların uydurma dinlere nasıl kanacaklarını ve bahanelerini de çok açık bir şekilde belirtmiştir:

3AHZÂB 33:67 Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.”

2Timoteos 4:3-4 Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiye katlanamayacaklar. Kulaklarını okşayan sözler duymak için çevrelerine kendi arzularına uygun öğretmenler toplayacaklar. Kulaklarını gerçeğe tıkayıp masallara sapacaklar.

Günümüzde insanlar kulaklarını gerçeğe, Tanrı sözüne tıkamışlar ve fasıkların öğretisine, insanların tanıklığını kabul etmişlerdir. Ama yüce Tanrımız bu konuda bizi açık bir dille uyarmıştır. Fasıkların haberlerini ve insanların tanıklığını araştırmalıyız:

HUCURÂT 49:6 Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.

1Yuhanna 5:9  İnsanların tanıklığını kabul ediyoruz, oysa Tanrı'nın tanıklığı daha üstündür. Çünkü bu, Tanrı'nın tanıklığıdır, kendi Oğlu'yla ilgili olarak yaptığı tanıklıktır.

Uydurmaları (hadisleri, doktrinler, mezhepleri, tarikatları) açıklayıp dini Kutsal Kitapların denetimine teslim ederken, adeta putlaştırılmış, tartışılmaz sanılan kişilerin hegemonyasından dini kurtarmak gerekir. Tartışılmaz gördüğümüz insanlardan dini kurtarıp, tek tartışılmaz olarak Tanrı ve Kitaplarını ilan etmeliyiz.

Çoğu din adamı, Kutsal Kitapları eksik gösterip, kendi çıkarları doğrultusunda doktrinler uydurarak dini ona göre şekillendirmektedirler. Buradaki amaç hem dini zorlaştırmak, mantıksız hale getirmek, hem de bazı çıkarlar elde etmektir. Bu çıkarlarını insanlara yutturmak için kimi zaman peygamberlerimizi kullanmışlardır. Peygamberlerimizin söylemediği bir şeyi sanki söylemiş gibi göstererek kendi düşüncelerini insanlara kabul ettirmeyi amaçlamışlardır. Kimi zamanda Kutsal Kitaplara ters düşen doktrinlerle sapık öğretilerle insanların zihinlerini bulandırmışlardır. Elbette Allah bunları cezalandıracaktır:

LOKMÂN 31:6 İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

2Petrus 3:16  Pavlus bütün mektuplarında bu konulardan böyle söz eder. Mektuplarında güç anlaşılan bazı yerler var ki, bilgisiz ve kararsız kişiler, öbür Kutsal Yazılar'ı olduğu gibi bunları da çarpıtarak kendi yıkımlarını hazırlıyorlar.

Tanrı sözünü bilmeyen insanlar liderlerine tapmasalar da onlara aşırı bir şekilde bağlıdırlar. Bu insanlar Kutsal Kitaplardan uzak bir hayat yaşayarak dini konularda kulaktan dolma bilgilere sahip, yani bilgisizdirler, onlara sözde doğru yolu gösteren fakat yine o insanlar gibi Kutsal Kitapları rehber olarak okumayan liderleri de onlar gibi bilgisizdir ve onlara hiç bir şey öğretemez.

Akıl sahipleri ise Kutsal Kitaplarda şu şekilde tarif edilmektedir:

SEBE 34:6 Kendilerine ilim nasib edilenler, sana indirilen kitabın, Rabbin tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğunu ve o mutlak kudret sahibi, bütün güzel övgülere lâyık olan Allah’ın yolunu gösterdiğini bilirler.

Matta 7:24  "İşte bu sözlerimi duyup uygulayan herkes, evini kaya üzerine kuran akıllı adama benzer.

Yani Tanrının sözüne sarılıp O’nun kendilerini doğru yola götüreceğini bilirler ve başka kaynaklara itibar göstermezler.

Bugünkü din ile İlk zamandaki din arasında uçurumlar vardır. Kutsal Kitaplar eksik gösterilip sanki Allah bazı şeyleri bildirmeyi unutmuş gibi zannedenler, Kitaplardan uzak bazı konularda görüşler ortaya atmışlardır ve bunların kabul edilmesi için bazen peygamberler üzerine atmışlar ya da kendilerini Kutsal Kitaplardan üstün görerek kendi doktrinlerini dayatmak istemişlerdir.

EN'ÂM 6:38  … Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler.

Bırakın normal bir insana danışmayı, yanımızda kutsal bir kitap varken, peygamberlere bile danışılmayacağını Allah Kur’an da şöyle belirtmektedir:

MÂİDE 5:43 İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemliğine baş vuruyorlar? Daha sonra da verilen hükümden yüz çeviriyorlar. Bunlar inanan kişiler değillerdir.

Burada “nasıl oluyor da senin hakemliğine başvuruyorlar” hitabı PEYGAMBERE yapılmıştır. Tevrat varken, elçinin ağzından bilgi almanın bile yanlış olduğu belirtilirken, uydurulmuş binlerce hadislerden ve Kutsal kitaplara zıt öğretilerden bilgi edinmek çok yanlış olur kanısındayız ki, birinci ağızdan (peygamber hayattayken dahi) buna izin verilmemiştir.

EN'ÂM 6:126 Bu (din), Rabbinin dosdoğru yoludur. Biz, öğüt alacak bir kavim için âyetleri ayrıntılı olarak açıkladık.

2Samuel 22:31 Tanrı'nın yolu kusursuzdur, RAB'bin sözü arıdır. O kendisine sığınan herkesin kalkanıdır.

Tanrı sözüne uyanlar bu ayetler gibi birçok ayetten güç ve destek alırlar. Doktrinlere uyanlar ve bunları Kutsal Kitaplar gibi dinin kaynağı gösterenler, dinlere ya da mezheplere bölünenler, böylece Kutsal Kitapların dindeki tekelini bozma girişiminde bulunanlar nereden güç ve destek alıyorlar?

ÂLİ İMRÂN 3:103 Hep birlikte Allah'ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O'nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.

ŞÛRÂ 42:13 O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Tanrı, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.

Bu yukarıdaki ayetlere rağmen insanlar bugün dinlere / mezheplere bölünmüştür. Oysa Allah’ın bizden istediği Allahın ipine, yani Kitaplarına sımsıkı sarılmamız ve ondan başka rehberler edinmememizdir.

BAKARA 2:213 İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri gerçeği izniyle gösterdi. Allah dilediğini doğru yola iletir.

Hadis ve sünnet adı altında kutsala fatura edilen uydurma dolu izahlarla dini teferruata boğma, bir tek İslam’a özgü değildir. Allah tüm insanlığa Peygamberler aracılığıyla kitaplar, sayfalar indirmiş ve kitaplarına uymalarını söylemiştir. Yahudiler detaylı ve her şeyi açıklayan Tevrat’ı aldılar. Ancak Allah’ın sözleriyle yetinmediler. Mişna (Söz, Hadis) ve Gamara (Pratik, Sünnet) denilen dini kaynaklar ürettiler. Hıristiyanlar din adamlarını rabler edindi. Kitaplarında çok net olarak putlardan uzak durmaları gerektiği yazılmışken günümüzde kiliseler putlarla dolup taşmıştır. İncil’deki tek Tanrı öğretisini bir kenara atılıp putperestlerin Üçlü Birlik öğretisi benimsenmiştir. Günümüzde Hıristiyanların çoğu Allahın buyruklarını, kendi kitaplarında yazılan buyrukları hiçe sayarak İncili dışlamış putperestlikten aldıkları geleneklere bağlanmışlardır.

Ne yazık ki İndirilen din değil Uydurulan din öğretiliyor Cami ve Kiliselerde. İnsan açık delil üzerinde olmalıdır. Yani gelenek diye, böyle gördük, biz de böyle yapıyoruz diye uygulamalar, kelle sayımı ile gerçeği bulmalar Kutsal Kitaplarla bağdaşmaz. Kutsal Kitaplarla bağdaşmayan yol Allahın yolu değildir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder