Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım.
Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim
çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu
bulmuş) olurlar. 2/BAKARA-186
Bizi yaratmış, bu dünyaya yerleştirmiş, akıl ve beden sahibi kılmış olan
Allah'a acaba gerektiği kadar yakın mıyız? O'nun tüm insanların ve her şeyin
Rabbi olduğunu, hayattaki en büyük dostumuzun ve dayanağımızın Allah olduğunu,
her şeyi öncelikle Rabbimizden dilememiz gerektiğini düşünüyor muyuz? Dua,
Allah ile insanlar arasındaki bir bağlantı yoludur.
Kutsal Kitaplarda birçok ayette doğrudan ya da dolaylı olarak dua konusu
yer almaktadır. Sadece bu bile dua konusuna verilmesi gereken önemin bir
göstergesidir. Öte yandan, dua ile ilgili ayetler okundukça da, bunun ne derece
hayati bir ibadet olduğu daha rahat anlaşılmaktadır.
"Çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek" anlamlarına
gelen dua, Kutsal Kitaplara göre "kulun bütün benliğiyle Allah'a
yönelmesi" ya da "gücü sınırlı ve sonlu bir varlık olan insanın,
sınırsız ve sonsuz bir kudret karşısında acizliğini kabul ederek yardım
dilemesi" şeklinde tanımlanmaktadır.
Peygamber veya Tanrı hizmetçileri her zaman kendilerini ciddi bir şekilde
duaya adamış kişilerdir. Tanrı'ya iman eden bir kimsenin iman yaşamını
başarabilmesi için sürekli dua ruhuyla yaşaması temel bir gereksinmedir. Bir
inanlının da dediği gibi: "Nefes alıp verme olgusu vücut için neyse,
imanlı yaşamı için de dua böyledir." Bu nedenledir ki, peygamberler
sürekli dua etmenin önemi üzerinde durmuş ve inanlıları her durumda dua etmeye
çağırmışlardır.
1Ta 16:11 RAB'be ve O'nun gücüne bakın, Durmadan O'nun
yüzünü arayın!
Mat 7:7 "Dileyin, size verilecek; arayın,
bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır.
Mat 26:41 "Uyanık durup dua edin ki,
ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür."
Luk 18:1 “İsa öğrencilerine, hiç usanmadan, her zaman
dua etmeleri gerektiğini belirten şu benzetmeyi anlattı: …”
Dua olgusu, Tanrı'yla bir irtibat ve bir paylaşım olup, dilek ve
ihtiyaçlarımızın O'na bildirilmesidir. Aynı zamanda dua etmek olgusu Tanrı'ya
tapınış, hamd, itiraf ve başkaları için dilekler sunmayı da içerir. Filipililer
mektubunda okuduğumuz gibi:
Flp 4:6
Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrı'ya dua edip
yalvararak şükranla bildirin.
1Yu 1:9 Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir
ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır.
Dua, iman yaşamımız için kaçınılmaz bir güç kaynağıdır
Yak 5:16
Bu nedenle, şifa bulmak için günahlarınızı birbirinize itiraf edin ve
birbiriniz için dua edin. Doğru kişinin yalvarışı çok güçlü ve etkilidir.
Kutsal Kitaplarda inanlılar her zaman, her ortamda dua etmeye
çağrılmaktadır. Yer veya duruş tarzları da önemli değildir, önemli olan daha
ziyade insanın yürek durumudur.
Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit)
Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler
(ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz.
Bizi cehennem azabından koru! 3/ÂLİ İMRÂN-191
1Se 5:17 Sürekli dua edin.
1Se 5:18 Her durumda şükredin. Çünkü Tanrı'nın Mesih İsa'da
sizin için istediği budur.
Yu. 4: 21-24 "Öyle
bir saat geliyor ki, Baba'ya ne bu dağda ne de Kudüs'te tapınacaksınız!...
içtenlikle tapınanların Baba'ya ruhta ve gerçekte tapınacakları saat geliyor ve
gelmiştir. Baba da kendisine böyle tapınanları arıyor. Tanrı ruhtur, ve O'na
tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar."
Kutsal Kitap dualarımızın
işitilebilmesi için takip etmemiz gereken bazı kuralların var olduğunu
bildirir. Eğer dualarına bir yanıt almak istiyorsan dileklerini Tanrı'ya her
şeyden önce İsa Mesih'in adında sunmalısın (Yu. 14:13-14). Duaların
yine imanla (Mar. 11:24, İbr. 11:6, Yak. 1:6-7) , itaatli olup
günahtan uzak durarak (1Yu.3:22, Mez. 66:18) , başkalarına karşı yüreğinde kin
veya affedememezlik olmayarak (Mat. 6:14-15), samimiyetle ve
yılmaksızın devam ederek yapılmalıdır (Yer. 29:13, Lu. 18:1).
Duada Kalıplaşmış Tekdüze
İfadelerden Kaçınmak:
Dua denilince akla,
insanın Allah'ı zikretmesi, Allah'a kusurlarını itiraf etmesi, kendisinin ve
müminlerin ihtiyaçlarını duyurması gelir. Bunun içinse duada Allah'a karşı
samimi bir üslubun yaşanması gerekmektedir.
Duada tekdüze ve
kalıplaşmış ifadelerin sık sık tekrarlanmasının tek nedeni, duanın samimi bir
ibadetten çıkıp, bir tür alışkanlık ya da gelenek haline gelmiş olmasıdır.
Allah'ın azametini hisseden, O'nun azabından korkan ve rızasını kazanmayı
isteyen insan, kalbinden gelen samimi ve dürüst ifadelerle O'na yönelir. Aynı
şekilde kendisini Allah'a teslim etmiş, dost ve yardımcı olarak O'nu benimsemiş
olan insan, her türlü sıkıntısını ve derdini O'na açar. "...Ben,
dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum..."
(Yusuf Suresi, 86) diyen Hz. Yakub gibi, ruhundaki tüm sıkıntılarını
ve taleplerini O'na söyler, her türlü yardım ve hayrı O'ndan ister.
Dua eden kişi bu tür bir
samimiyet içerisinde değilse ve duayı sadece yerine getirilmesi gereken bir
formalite ya da icabet edilip edilmeyeceği belli olmayan bir tılsım olarak
görüyorsa, doğal olarak kalıplaşmış ifadeler kullanır. Ne demek olduğunu hiç
anlamadığı ya da üzerinde hiç düşünmediği birtakım süslü cümleleri sıralayarak
kendince bir dua edecektir.
Oysa dua, insanın Allah
ile samimi bir bağlantısıdır. Her insanın içinde bulunduğu sorunlar, istekleri,
arzuları, ruh hali birbirinden çok farklıdır. Dua sırasında önemli olan
sözcükler değil kulun o anki ruh halidir. İsa Mesih'in bildirdiği gibi
dualarımızda gösterişten, boş tekrarlardan veya ezbere dualardan sakınmalıyız
Mat 6:5 "Dua ettiğiniz zaman
ikiyüzlüler gibi olmayın. Onlar, herkes kendilerini görsün diye havralarda ve
caddelerin köşe başlarında dikilip dua etmekten zevk alırlar. Size doğrusunu
söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.
Mat 6:6 Ama siz dua edeceğiniz zaman
iç odanıza çekilip kapıyı örtün ve gizlide olan Babanız'a dua edin. Gizlilik
içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.
Mat 6:7 Dua ettiğinizde,
putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. Onlar söz kalabalığıyla
seslerini duyurabileceklerini sanırlar.
Mat 6:8 Siz onlara benzemeyin! Çünkü
Babanız nelere gereksinmeniz olduğunu siz daha O'ndan dilemeden önce bilir.
İsa Mesih'in öğrencilerine öğretmiş olduğu ‘Göklerdeki
Baba'mız duası da sürekli ezbere söylenilmesi gereken bir dua değil, ama
içerik olarak bizlerin dualarına model olması gereken bir duadır. Nasıl bu
duanın ilk kısmı Tanrı'ya, O'nun irade ve egemenliğine yönelik olup O'nu
yüceltir, biz de dualarımızın ilk kısmında Tanrı'yı yüceltip O'nun
maksatlarının gerçekleşmesini dilemeliyiz (Mat. 6:9-10). İkinci kısım bizlerin ihtiyaçları
doğrultusundadır (Mat. 6:12) . Üçüncü kısım ise çevremizin ihtiyaçlarına
yönelik olup kötülükten, günahtan korunmak amaçlıdır. Duanın son kısmıysa yine
başlanıldığı gibi Tanrı'yı yüceltmekle son bulur. İşte bizlerin duaları da
özellikle bu üç yönü içeren dualar olmalıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder