13 Ocak 2012 Cuma

Allah ile insanlar arasındaki bağlantı

Allah ile insanlar arasındaki bağlantı... Dua.

Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. 2/BAKARA-186

Bizi yaratmış, bu dünyaya yerleştirmiş, akıl ve beden sahibi kılmış olan Allah'a acaba gerektiği kadar yakın mıyız? O'nun tüm insanların ve her şeyin Rabbi olduğunu, hayattaki en büyük dostumuzun ve dayanağımızın Allah olduğunu, her şeyi öncelikle Rabbimizden dilememiz gerektiğini düşünüyor muyuz? Dua, Allah ile insanlar arasındaki bir bağlantı yoludur.

Kutsal Kitaplarda birçok ayette doğrudan ya da dolaylı olarak dua konusu yer almaktadır. Sadece bu bile dua konusuna verilmesi gereken önemin bir göstergesidir. Öte yandan, dua ile ilgili ayetler okundukça da, bunun ne derece hayati bir ibadet olduğu daha rahat anlaşılmaktadır.

"Çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek" anlamlarına gelen dua, Kutsal Kitaplara göre "kulun bütün benliğiyle Allah'a yönelmesi" ya da "gücü sınırlı ve sonlu bir varlık olan insanın, sınırsız ve sonsuz bir kudret karşısında acizliğini kabul ederek yardım dilemesi" şeklinde tanımlanmaktadır.

Peygamber veya Tanrı hizmetçileri her zaman kendilerini ciddi bir şekilde duaya adamış kişilerdir. Tanrı'ya iman eden bir kimsenin iman yaşamını başarabilmesi için sürekli dua ruhuyla yaşaması temel bir gereksinmedir. Bir inanlının da dediği gibi: "Nefes alıp verme olgusu vücut için neyse, imanlı yaşamı için de dua böyledir." Bu nedenledir ki, peygamberler sürekli dua etmenin önemi üzerinde durmuş ve inanlıları her durumda dua etmeye çağırmışlardır.

1Ta 16:11  RAB'be ve O'nun gücüne bakın, Durmadan O'nun yüzünü arayın!
Mat 7:7  "Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır.
Mat 26:41  "Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür."
Luk 18:1  “İsa öğrencilerine, hiç usanmadan, her zaman dua etmeleri gerektiğini belirten şu benzetmeyi anlattı: …”

Dua olgusu, Tanrı'yla bir irtibat ve bir paylaşım olup, dilek ve ihtiyaçlarımızın O'na bildirilmesidir. Aynı zamanda dua etmek olgusu Tanrı'ya tapınış, hamd, itiraf ve başkaları için dilekler sunmayı da içerir. Filipililer mektubunda okuduğumuz gibi:

            Flp 4:6  Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrı'ya dua edip yalvararak şükranla bildirin.
            1Yu 1:9  Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır.

Dua, iman yaşamımız için kaçınılmaz bir güç kaynağıdır

            Yak 5:16  Bu nedenle, şifa bulmak için günahlarınızı birbirinize itiraf edin ve birbiriniz için dua edin. Doğru kişinin yalvarışı çok güçlü ve etkilidir.

Kutsal Kitaplarda inanlılar her zaman, her ortamda dua etmeye çağrılmaktadır. Yer veya duruş tarzları da önemli değildir, önemli olan daha ziyade insanın yürek durumudur.

Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru! 3/ÂLİ İMRÂN-191

1Se 5:17 Sürekli dua edin.

1Se 5:18  Her durumda şükredin. Çünkü Tanrı'nın Mesih İsa'da sizin için istediği budur.

Yu. 4: 21-24 "Öyle bir saat geliyor ki, Baba'ya ne bu dağda ne de Kudüs'te tapınacaksınız!... içtenlikle tapınanların Baba'ya ruhta ve gerçekte tapınacakları saat geliyor ve gelmiştir. Baba da kendisine böyle tapınanları arıyor. Tanrı ruhtur, ve O'na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar." 

Kutsal Kitap dualarımızın işitilebilmesi için takip etmemiz gereken bazı kuralların var olduğunu bildirir. Eğer dualarına bir yanıt almak istiyorsan dileklerini Tanrı'ya her şeyden önce İsa Mesih'in adında sunmalısın (Yu. 14:13-14). Duaların yine imanla (Mar. 11:24, İbr. 11:6, Yak. 1:6-7) , itaatli olup günahtan uzak durarak (1Yu.3:22, Mez. 66:18) , başkalarına karşı yüreğinde kin veya affedememezlik olmayarak (Mat. 6:14-15), samimiyetle ve yılmaksızın devam ederek yapılmalıdır (Yer. 29:13, Lu. 18:1).

Duada Kalıplaşmış Tekdüze İfadelerden Kaçınmak:

Dua denilince akla, insanın Allah'ı zikretmesi, Allah'a kusurlarını itiraf etmesi, kendisinin ve müminlerin ihtiyaçlarını duyurması gelir. Bunun içinse duada Allah'a karşı samimi bir üslubun yaşanması gerekmektedir.

Duada tekdüze ve kalıplaşmış ifadelerin sık sık tekrarlanmasının tek nedeni, duanın samimi bir ibadetten çıkıp, bir tür alışkanlık ya da gelenek haline gelmiş olmasıdır. Allah'ın azametini hisseden, O'nun azabından korkan ve rızasını kazanmayı isteyen insan, kalbinden gelen samimi ve dürüst ifadelerle O'na yönelir. Aynı şekilde kendisini Allah'a teslim etmiş, dost ve yardımcı olarak O'nu benimsemiş olan insan, her türlü sıkıntısını ve derdini O'na açar. "...Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum..." (Yusuf Suresi, 86)  diyen Hz. Yakub gibi, ruhundaki tüm sıkıntılarını ve taleplerini O'na söyler, her türlü yardım ve hayrı O'ndan ister.

Dua eden kişi bu tür bir samimiyet içerisinde değilse ve duayı sadece yerine getirilmesi gereken bir formalite ya da icabet edilip edilmeyeceği belli olmayan bir tılsım olarak görüyorsa, doğal olarak kalıplaşmış ifadeler kullanır. Ne demek olduğunu hiç anlamadığı ya da üzerinde hiç düşünmediği birtakım süslü cümleleri sıralayarak kendince bir dua edecektir.
Oysa dua, insanın Allah ile samimi bir bağlantısıdır. Her insanın içinde bulunduğu sorunlar, istekleri, arzuları, ruh hali birbirinden çok farklıdır. Dua sırasında önemli olan sözcükler değil kulun o anki ruh halidir. İsa Mesih'in bildirdiği gibi dualarımızda gösterişten, boş tekrarlardan veya ezbere dualardan sakınmalıyız

Mat 6:5  "Dua ettiğiniz zaman ikiyüzlüler gibi olmayın. Onlar, herkes kendilerini görsün diye havralarda ve caddelerin köşe başlarında dikilip dua etmekten zevk alırlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.

Mat 6:6  Ama siz dua edeceğiniz zaman iç odanıza çekilip kapıyı örtün ve gizlide olan Babanız'a dua edin. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.

Mat 6:7  Dua ettiğinizde, putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. Onlar söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceklerini sanırlar.

Mat 6:8  Siz onlara benzemeyin! Çünkü Babanız nelere gereksinmeniz olduğunu siz daha O'ndan dilemeden önce bilir.

İsa Mesih'in öğrencilerine öğretmiş olduğu ‘Göklerdeki Baba'mız duası da sürekli ezbere söylenilmesi gereken bir dua değil, ama içerik olarak bizlerin dualarına model olması gereken bir duadır. Nasıl bu duanın ilk kısmı Tanrı'ya, O'nun irade ve egemenliğine yönelik olup O'nu yüceltir, biz de dualarımızın ilk kısmında Tanrı'yı yüceltip O'nun maksatlarının gerçekleşmesini dilemeliyiz (Mat. 6:9-10). İkinci kısım bizlerin ihtiyaçları doğrultusundadır (Mat. 6:12) . Üçüncü kısım ise çevremizin ihtiyaçlarına yönelik olup kötülükten, günahtan korunmak amaçlıdır. Duanın son kısmıysa yine başlanıldığı gibi Tanrı'yı yüceltmekle son bulur. İşte bizlerin duaları da özellikle bu üç yönü içeren dualar olmalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder