Bugünkü Müslümanların
çoğu Kutsal Kitab’ın gerçekten Tanrı tarafından verilen bir kitap olduğu fakat
sonradan değiştirilip asıl metninin yok edildiği iddia ederler.
Birçok Müslüman “Din ve
Namaz Hocası” başlıklı ilmihal kitaplarından etkilenerek “Tevrât ve İncîl’in
değiştiğini, tahrife uğradığını” iddia ediyor.
“Bugün artık Tevrât ve İncîl’in asıllarıyla bir alakası olmadığını” öne
sürüyor. “Mevcut olan ilâhî kitapların
(Kur’ânı Kerim hariç) tahrif edilmiş ve değiştirilmiş olduğunu, asıllarının
kaybolduğunu, dolayısıyla bunlara inanılamayacağını, ancak Müslümanların Allah
tarafından indirilen hakiki Tevrât ve İncîl’e inandığını” anlatıyorlar. Bunun gibi iddialar çok yaygındır.
Bu görüş İslâm dünyasında ne kadar yaygın
olursa olsun, acaba bugünkü İncîl’in orijinali ile uzaktan yakından hiçbir
alakası yoktur şeklindeki iddia doğru mudur?
İslâmî eserlerin çoğunda Tevrât’ın tahrif edildiğinin Kur’ân’da
bildirildiğini ileri sürer. Çoğu
Müslümanlar bu tür iddiaları belirtirken, iddialarını destekleyen somut
deliller sunamıyor. Geçerli bir kanıt
gösteremiyorlar. Ciddi eserlerde bile
tahrifin hangi ayetle bildirildiği gösterilemiyor.
Yüce Allah’ın sözü değiştirilir mi? Buna kimin
gücü yeter! Tevrat, Zebur ve İncil'e göre Allah'ın Sözü değiştirilemez.
"...tüm buyrukları
kesindir, ebediyen geçerlidir, doğruluğa ve gerçeğe uygundur." (Mezmurlar
111:7-8)
"Sözünün topu
hakikattir; ve her adaletli hükmün ebedidir." (Mezmurlar 119:160)
Size doğrusunu
söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal
Yasa'dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak. Matta 5:18
Tanrı’nın Sözünün
değiştirilemeyeceği hususunda Kur’ân-ı Kerîm ve Kutsal Kitap tam bir uyum
içindedir. Bu, Kur’ân-ı Kerîm ve Kutsal
Kitap arasında ortak bir noktadır.
Kur’ân’dan anlaşılıyor ki, hiç kimse hiç bir zaman Tanrı’nın Sözünü
değiştiremez. Kur’ân’ın, Tanrı’nın Sözünün değişip değişmediği hakkındaki
tanıklığını yorumsuz aktarıyorum.
“Allâh’ın kelimelerini değiştirebilecek
kimse yoktur.” (En’âm 6: 34)
“Rabb’inin sözü hem
doğrulukça hem de adâletçe tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek
hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.” (En’âm 6: 115)
“De ki: ‘Onu kendi
tarafımdan değiştirmek, benim için imkânsızdır.” (Yûnus 10:15)
“Allâh’ın kelimeleri
değişmez. İşte bu, büyük
kurtuluştur.” (Yûnus 10:64)
“Senden önce
gönderdiğimiz peygamberlerimizin de kanunudur. Bizim kanunumuzda bir değişiklik
bulamazsın.” (İsrâ 17:77)
“Rabb’inin Kitâbı’ndan
sana vahyedileni oku; O’nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur.” (Kehf
18: 27)
“Allâh’ın kanununda bir değişme
bulamazsin; Allâh’ın kanununda bir sapma bulamazsın.” (Fâtır 35: 43)
“Allâh’ın ötedenberi
süregelen kanunudur bu: Allâh’ın kanununda bir değişme bulamazsın.” (Fetih 48:23)
Evet, Kur’ân-ı Kerîm’e
göre Tanrı kendi sözünü koruyacak güçtedir. Hiçbir insan Tanrı’nın ebedi
sözünü değiştirebilecek güçte değildir. Her şeye kadir olan Tanrı kendi
sözünü koruyabilecek güçtedir.
O zaman Müslümanlar,
Tevrât, Zebûr ve İncîl’in Yahudiler ve Hıristiyanlar tarafından
değiştirildiklerini söyledikleri zaman:
1) Ya Tevrât, Zebûr ve İncîl’in hiçbir zaman Tanrı’nın Sözü olarak
gönderildiklerine inanmayıp Kur’ân’ı inkâr ediyorlar,
2) Ya da Tanrı’nın Sözünün değiştirilemeyeceğine inanmayıp Kur’ân’ı
inkâr ediyorlar,
3) Ya da her ikisine inanmayıp Kur’ân’ı inkâr ediyorlar.
Kur’ân’a göre Kutsal
Kitap Tanrı’nın Sözü olduğu için, asla değiştirilemez. Bunun aksini iddia
etmek gerçekle bağdaşmaz.
Kutsal Kitaplarda evrenin yaratıcısının Yüce Tanrı olduğunu
açıklanır. Kendi kudretli elleriyle yeryüzünde ve göklerde olan her şeyi
yönetir. Rab insanlara özgür bir irade ve kendi kendine karar verebilme
yeteneği verdi. Fakat Yüce Rab, gerçeği ve doğru yolu göstermek için
peygamberleri aracılığıyla bizlere seslendi. Yüce Allah’ın sözleri
insanlara sonsuz yaşamı gösteren bir harita gibidir. (Romain,
Kur’an...Derken Haksız Değildir, s. 17.)
Prof. Dr. Süleyman Ateş’e
göre: “Bu açık, geniş evrensel beyan karşısında kalkıp da Kur’ân’ın,
önceki İlâhî Kitapları neshettiğini, o kitapların mensuplarının, Hz. Muhammedin
getirdiği şekliyle Müslüman olmadıkça ibadetlerinin, Tanrı katında kabul
görmeyeceğini söylemek doğru değildir, Kur’ân’ın açık ifadesine terstir.
Çünkü Kur’ân, kendinden önceki İlâhî Kitabları hükümsüz, geçersiz olduğunu
söylememiş, tam tersine o Kitapların mensuplarına, Kitaplarının hükümlerini
uygulamalarını emretmiştir.” (Ateş, Yeniden İslâma I, s. 31.)
Kur'an da İncil’in ve
Tevrat'ın metinlerinin değiştirildiğini belirten hiçbir ayet yoktur! Bu konuda
Kuran’ın anlamını çarpıtan bazı Türkçe meallerinden sakınmak gerekir.
Kur'an 'ın aslında İncil
ya da Tevrat metninin değiştirildiğine dair tek bir ayet olmadığını önemle
belirtiyoruz. Kim Allahın sözü değiştirildi derse onun doğruluğunu araştırmak
lazım:
Ey iman edenler! Eğer bir
fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir
topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz. HUCURÂT
49:6
Yahudiler, Tevrat 'ı
yanlış yorumlamak ve kendi istedikleri doğrultusunda anlamlar çıkarmakla
suçlanıyorlar ancak, Tevrat'tan bir tek harf bile değiştirilmiş olduğu iddia
edilmiyor. Yapılan suçlama sadece yorumlama ile ilgilidir.
"Onlardan bir grup
var ki, Kitab'da olmayan bir şeyi, siz Kitab'dan sanasınız diye dillerini
Kitab'a eğip büker (uydurdukları sözleri, vahiymiş gibi göstermek için
kelimeleri dillerinde bükerek okur, onları, kitabın sözlerine benzetmeğe
çalışır)lar ve: 'O Allah katındandır.' derler. Oysa o, Allah katından değildir.
Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler." (Al-i İmran 3:78)
"...onlar Allah'ın
ayetlerini inkâr ediyorlar, haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Ve çünkü
onlar isyan etmişlerdi, haddi aşıyorlardı. Ama hepsi bir değildir. Kitab'lılar
içinde, gece saatlerinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye
kapanan bir topluluk da vardır." (3:112-113)
"Musa kavminden bir
topluluk da var ki gerçeğe götürürler ve onunla adalet yaparlar." (A'raf
7:159)
Yukarıdaki ayetlerde de
görüldüğü gibi, bir kısım Yahudiler, Tevrat'ın ayetlerini inkâr etmekle
suçlanırken, diğer Yahudiler'in Tevrat 'a sadık kalmış oldukları açıkça
bellidir.
Eğer Tevrat değiştirilmiş
olsa idi, Allah'a bağlılığını sürdüren bu grup var olamazdı.
Yani, o zamanda dahi,
Kutsal Kitap değiştirilmemiş halde duruyordu. Kolaylıkla görülebilir ki, bazı
Yahudiler'in ayetleri kendi çıkarlarına uygun olarak yorumlamalarına rağmen,
Tanrı Sözü'nün hiçbir insan tarafından değiştirilemeyeceği Kur'an 'da açıkça
belirtilmiştir.
İşin ilginç yanı, aynı
konuda, İncil de Yahudiler'in yaramazlıklarından bahsetmesine karşın, bu
Tanrı'nın güvenilirliğine gölge düşürmez:
"Peki, Yahudilerden
bazıları güvenilmez çıktılarsa ne olur? Onların güvenilmezliği Tanrı'nın
güvenilirliğini ortadan kaldırır mı? Kesinlikle hayır! Her insan yalancı olsa
da, Tanrı'nın doğru olduğu bilinmelidir. Yazılmış olduğu gibi: 'Öyle ki,
sözlerinde doğru çıkasın ve yargılandığın zaman davayı kazanasın.'"
(İncil: Romalılar 3:3-4)
Şimdi (ey mü'minler) siz,
bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa bunlardan bir grup vardı ki,
Allâh'ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile çarpıtırlar.
2/BAKARA-75
Hepsi değil, onlardan bir
grup Allahın sözünü işitip akıl erdirdikten sonra bile bile çarptırırlar.
Allahın sözünü, yani Kutsal Kitabı işittikten ve anladıktan sonra bile bile
başka bir anlam vererek çarptırırlar.
Şimdi tekrar Kutsal
Kitaba dönelim.
2 Petrus 3:16 Pavlus
bütün mektuplarında bu konulardan böyle söz eder. Mektuplarında güç anlaşılan
bazı yerler var ki, bilgisiz ve kararsız kişiler, öbür Kutsal Yazılar'ı olduğu
gibi bunları da çarpıtarak kendi yıkımlarını hazırlıyorlar.
Ne yazık ki kendilerini
Müslüman, Hıristiyan ya da Yahudi olarak tanıtanların çoğu, tıpkı Bakara 75 ve
2 Petrus 3:16 da anlatıldığı gibi tüm Kutsal Yazıları çarptırarak kendi
yıkımlarını hazırlıyorlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder